Bu sorun donsun!

Haberin Devamı

Economist dergisinin Türkiye özel dosyasını okurken heyecanlandım.

Ekonomi-politika merkezli uluslararası kamuoyunun kıblesi sayılan bu dergi, Türkiye’nin son yıllarda sağladığı ekonomik gelişmeyi ve ona paralel artan siyasi etkinliğini göklere çıkarıyor.

AB’ye önyargılarından kurtulması için çağrı yaparken Türkiye’nin iddia edildiği gibi henüz Batı’ya sırtını dönmediğini ama Avrupa ve Amerika başarısını takdir etmezse bu tehlikenin doğabileceğini, yani sırtını Batı’ya dönebileceğini yazıyor.

Ve en büyük zararı Avrupa’nın göreceğini söylüyor.

Çünkü dergiye göre Türkiye Avrupa’nın Çini’dir ve Türkiye’nin reddi Avrupa’yı tarihi bir kayba götürecektir.

“Dünyada esamesinin okunmadığı”ndan şikâyet etmeye Avrupa’nın artık hakkı kalmayacaktır!

Uyarı elbette Batı dünyasını yani ABD ve AB’yi hedef alıyor.

O kadar ki Başbakan Erdoğan’ın zaman zaman “Arap sokaklarına oynayan” çıkışlarını dahi “demokrasinin gereği” sayacak kadar açık ve büyük destek veriyor Türkiye’ye.

İngiliz medyasının genel olarak bu çizgide olması bizim için şanstır.

Ama eksen kayması endişelerine içeriden sebepler, bahaneler üretmemek koşulu ile...

Bundan 11 yıl önce dönemin ABD Başkanı Clinton “Eğer Türkiye demokratik, laik bir İslâm ülkesi olarak Avrupa’nın tam bir parçası olabilirse gelecek daha iyi şekillenecektir” demişti.

Türkiye’de türban sorununun durduk yerde hortlatılması, Batı’daki Türkiye destekçilerini zayıflatacaktır.

Çünkü türban kavgalarına gömülmüş bir Türkiye’nin “eksenim kaymıyor” sözüne İslam korkusuna kapılan Batı dünyasını inandırması kolay değildir.

İktidarın türbanı bir “olmak veya olmamak sorunu” konumundan uzaklaştırmasında sayılmayacak kadar çok fayda vardır!

***


Deniz Feneri unutulmaz

Almanya tarihinin en büyük yardım dolandırıcılığı rezaleti “Türk işi” damgasını taşıyor.

Suçlu sandalyesinde Deniz Feneri derneğinin sorumluları oturuyor.

Frankfurt’taki birinci davada, Almanya’daki vatandaşlarımızın duygularını istismar ederek 40 milyon Euro’dan fazla parayı dolandıran organizasyonun ikinci derece sorumluları hüküm giydiler.

Mahkeme, birinci derece suçluların Zekeriya Karaman ve Zahit Akman olduğuna karar vererek Türkiye’den adli yardım istedi.

Görünmeyen ellerin iktidara yakın bu kişilere yönelik koruması baştan beri aynen devam ediyor.

Türkiye’de açılan soruşturma “Almanya’ya kaç savcı gitsin?” kararsızlığı ile uzarken Frankfurt Mahkemesi ikinci dava için düğmeye bastı, tebligatları Karaman ve Akman’a gönderdi.

Tablo, iktidarın Deniz Feneri rezaletini unutturmaya çalıştığı şüphesini davet ediyor.

Yeni HSYK, iktidarı ve yargıyı töhmetten korumanın iradesini gösterebilecek mi? Dileriz bunu başarır.

Çünkü koruma ve savsaklama sürerse CHP’nin seçim meydanlarındaki en yıpratıcı muhalefeti Deniz Feneri üstüne olacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR