Bu sese kulak verin!

Haberin Devamı

Türkiye dün olumsuz anlamda tarihi bir gün yaşadı. Güne damgasını vuran sorunun çözülmesini ve böyle bir günün tekrar yaşanmamasını diliyoruz.

Yeni dönemin ilk meclisi yemin töreni için toplandı.

Ama bu özel güne, sekiz milletvekilinin cezaevinden bırakılmamalarına yönelen protesto eylemleri damgasını vurdu.

BDP destekli bağımsız milletvekilleri ilk toplantılarını niçin Ankara’da değil de Diyarbakır’da yaptılar?

Bu tercihin etnik ve bölgesel taleplere simgesel bir destek niyeti taşımadığını veya tehditkâr bir gösteri olmadığını düşünmek isteriz.

CHP’nin milletvekilleri ise TBMM genel kuruluna girdiler fakat yemin etmediler.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı eylem gerekçelerine hak vermemek kolay değildir.

Kılıçdaroğlu, Silivri Cezaevi’ndeki arkadaşları Mehmet Haberal ile Mustafa Balbay’a yemin yolu açılmadığı sürece CHP milletvekillerinin de yemin etmeyeceklerini ilân etmiştir.

Aceleye gelmiş yasalar

CHP siyaseti yargının dizayn ettiğini söylerken, tutukluluk rejiminin adaletsizliğine dönük olarak Cumhurbaşkanı Gül’ün, Başbakan Erdoğan’ın ve son olarak HSYK Birinci Daire Başkanı Okur’un rahatsızlıklarını yansıtan sözlerini hatırlatıyorlar.

O kadar da değil.

CHP, 2002’de mahkeme hükmüyle siyasi yasaklı olduğu için seçime giremeyen Tayyip Erdoğan’ı önce ara seçimle milletvekili yapan sonra Başbakan koltuğuna götüren sürecin lokomotifi olan partidir.

Kılıçdaroğlu da öteki CHP sözcüleri de yararlandığı demokratik çözümden dolayı borçlu olduğunu Başbakan Erdoğan’a hatırlatmaya çalıştılar.

Başbakan’ın alışılmamış sessizliğini hayra yormak mı gerekir?

Muhalefetin formüle edeceği çözüm formülünü gördükten sonra düşüncesini söyleyeceğini belirten Erdoğan, acaba meseleye 12 Haziran gecesi yaptığı balkon konuşmasının yapıcılığı ile yaklaşır mı?

CHP’nin teklifi bugün verilecek.

Teklifin, tutukluluk sürelerinin indirilmesi suretiyle cezaevindeki milletvekillerini kurtarması planlanıyor.

CMK ve TCK beş yıl önce yapılmıştı. Ama madde madde değil fasıllar halinde görüşülüp Meclis’ten hızlandırılmış tren gibi geçirilmişti.

Bu kadar yeni olup bu kadar sorun çözme kabiliyetinden uzak yasa az görülür.

Asıl sorun zihniyette!

Aslında bu kör düğümleri hak etmiyoruz. Sorunları başımıza açan zihniyettir.

“Özel yetkili” yargı düzeninin iktidar tarafından kullanılmasıdır.

İşte bu yüzden tutukluluk rejimi siyasi hasım bellenen kişilere karşı peşin ceza olarak kullanılıyor.

Türkiye’nin tabi olduğu hukuk “önce tutukla, sonra delil ara“ diye yol göstermiyor.

AİHM’de sayısız tazminat davaları kaybetmiş olduğumuz halde ve önümüzdeki dönem bu tazminatlar mali yıkım boyutuna yükseleceği apaçık ortayken adaleti ayağa kaldıracak en küçük bir adım atılamıyor.

Şu dönemde asla katlanamayacağımız iki şeyden biri “bölünmüş meclis“ ise diğeri protesto eylemleri ile kutuplaşma ve çatışma üreten bir meclistir.

Ülkenin gündemi yoğun. Bu meclisin çok işi var. Rakibin yanlışını istismar fırsatçılığı üstüne kurulu kısır siyaset terk edilmelidir.

Bunun için her gün yüzlerce uyarıcı işaret alıyoruz. Mesela dün...

Van’da PKK’lı teröristler tarafından şehit edilen Astsubay Başçavuş Erkan Durukan’ın cenazesinde eşi Emine Durukan “Seni vatana helâl etmiyorum” diye bağırdı.

Meclis bu mesajın vahametini kavramalı!

DİĞER YENİ YAZILAR