Bu sese dikkat!

Haberin Devamı

Toplumları güven duygusu içinde bir arada tutan şey adalet inancıdır.

“Her şeyin sonunda adil bir mahkemenin bulunabileceği inancı, toplumda en büyük güven duygusunu sağlar...”

Montesquieu’nün bu sözü üstünden iki yüz elli yıldan fazla zaman geçti.

Ve o hep haklı çıktı.

“Adil mahkeme inancı sarsılırsa ne olur?”

Genç bir Yargıtay Hâkimi olan Celâl Çelik iki gün önce görevinden ve yargıçlık mesleğinden istifa ederken cevabını verdi.

Kararı, kutsal bir dava uğruna göze alınabilecek fedakârlığın azamisidir.

Çünkü emeklilik hakkını kazanmış da gidiyor değildir. Bu hakkı kazanması için 10 yıl daha çalışması gerekiyordu.

“İki kızım var, ekonomik olarak ayrılmanın zorluklarını bilerek istifayı göze aldım” dedi.

Toplumu uyandırmak için kendini yaktığını anlatmaya çalıştı adeta. Şunu dedi:

“Türk yargısı bitmiştir bile diyebiliriz!”

HSYK’nın yapısı değiştikten sonra yaşanan olumsuzlukları “yargıçlar ve savcılar yönünden biat, bedelli ikbal beklentileri, blok oy uygulamaları, koltuk ve yaranma hesapları midelerimizi kaldırmıştır” diye anlatan Çelik bir “adalet travması”ndan söz etti.

“Deniz Feneri soruşturmasının, görevli üç savcısından alınmasındaki fahiş taraflı tasarruflar” bu travmayı yaratmıştır.

Acaba toplum bu tasarrufu göze alanları pişman edecek mi?

Savcıları sindirme hareketinin iktidara yönelik suçlamaları, toplum katında daha inanılır kıldığını hayat ispat edecek mi?

Bunun için özgür basın gerekiyor.

Çelik basın toplantısında medya alanına ilişkin gözlemlerini dramatik ifadelerle anlattı. Muhalif yazarların ve gazetecilerin “adeta avlanarak zindanlarda çürütülmesinin yargıç olarak vicdanında eziklik yarattığını” belirtti.

Sansür ve otosansür malülü bir medya AKP iktidarının en büyük günahıdır.

Yabancılar bize buradan vuruyor.

İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman dün Türkiye’yi kötülemeye çalışırken 57 gazetecinin hapiste olduğunu söylüyor, bu rakamın İran’da bile 34’te kaldığını belirtiyordu.

Adalet ve özgürlük... Bu değerleri tehlikeden kurtarmak amacıyla genç bir yargıcın gösterdiği fedakârlık, gözdağı siyasetinin hüküm sürdüğü ülkemizde başlı başına kahramanlıktır.

İktidar Celâl Çelik’e kulak vermelidir.

Çünkü onun şahsında adalet imdat çağrısı yapıyor!

Ölüm ve hayat...

Bunlar kendilerine “gerilla” dedirtmek istiyorlar ama işledikleri suçlar onları alçaktan da alçak seri katil yapıyor.

Son olarak Batman’da görüldüler.

Polisten kaçarken otomobilden etrafa kurşun yağdırıyorlardı.

Hamile eşi ve dört küçük kızı ile köyden dönen Talat Doğru’nun otomobili katillerin ateşi altında kaldı.

Anne ve bir kızı öldü, ötekiler yaralı kurtuldu. Doktorlar 32 yaşındaki annenin cansız bedeninden 8 aylık bir erkek çocuğu çıkardı.

Hayat ne kadar acımasız!

Ama bir o kadar da sürprizlerle dolu, cömert..

En dayanılmaz kederlerin içine bile bir teselli ve ölümün arasına yeni bir hayat koyabiliyor.

Bebek katili PKK sonunda hamile kadın katili de oldu.

Doğmamış çocuklara kurşun sıkmanın çirkinliği, kendilerini korkutucu yapıyor sanıyorlar.

Ama masumlara yönelik kötülüklerini anne karnındaki bebeklere kadar indiren bu katil sürüsü artık insanları eskisi kadar korkutmuyor.

Sadece daha çok nefret topluyorlar.

PKK bıçağı kendi karnına saplıyor.

Sonu gelen caniler genellikle böyle yapar!

DİĞER YENİ YAZILAR