Türkiye'de muhafazakârlığı ölçen araştırma, siren sesleri eşliğinde açıklanmalıydı.
Açık Toplum Enstitüsü ve Boğaziçi Üniversitesi'nin desteğiyle yapılan araştırmaya göre...
Halkın yüzde 65'i nikâhsız yaşayan çiftlerden, yüzde 54'ü açık giyinen kadınlardan, yüzde 56'sı bara gidenlerden, yüzde 44'ü flört eden gençlerden, yüzde 36'sı oruç tutmayanlardan, yüzde 24'ü başını örtmeyen kadınlardan rahatsız oluyormuş.
Bu rahatsızlık nereden geliyor sorusuna "Kıskançlıktan" cevabı verip eğlenebilirsiniz. Bu şakanın içinde küçük bir gerçek payı da bulunabilir. Ama tablonun hafife alınır yanı yoktur ve daha vahim olan şu ki devletin yasama ve yürütme erklerini elinde tutan zihniyet ortaya çıkan tablodan şikâyetçi değildir.
Laikliğin daha fazla mevzi kaybetmesi halinde toplumu sarmış olan bu tahammülsüzlük birikimi başımıza ne dertler açabilir; bizden önce AKP iktidarının tahmin etmesini ve adımlarını ona göre atmasını dileriz.
Tehlikeli hamle
Merkez Bankası'na yapılan atamalarda uygulanması göze alınan seçim kriterleri, iktidarın liberal ve muhafazakâr demokrat maskesinden sıkıldığını gösteriyor.
AKP buraya yaptığı tayinle türban merkezli tartışmaları ters yüz etmiştir.
Düne kadar şu söyleniyordu:
"Ne yani, eşi türban takıyor diye nitelikli bir adam yükselmesin mi?"
Bu gidişle yakın bir gelecekte şu şikâyetleri dinleyeceğiz:
"Ne yani, eşinin başı açık diye nitelikli bir adam yükselmeyecek mi?"
AKP iktidarı hem türbanı bürokratik tayinlerde seçilme kriteri haline getirmiş, hem de bu meydan okumayı, politize edilmesi asla düşünülmemesi gereken bağımsız bir kurumda, Merkez Bankası'nda gerçekleştirmiştir.
Bu tayinin ideolojik amacını ve anlamını uluslararası piyasalar mutlaka algılayacaktır. Ve korkarız ki önümüzdeki hafta içinde Batı medyasında Türkiye'ye ait hoş olmayan değerlendirmeler, yabancı yatırımcıları tedirgin eden uyarılar çıkacaktır.
Heba olan şans
AKP çok önemli bir tarihi şansı temsil ediyordu. Tahrik ve sömürülerle sapmış ve bozulmaya yüz tutmuş muhafazakârlığı çağdaş değerlerle zenginleştirebilir, tahammülsüzlüğü de hoşgörü ile dengeleyebilirdi.
Tayyip Erdoğan karizmasını, muhafazakâr iktidarlara bağlı endişelerden geleceğimizi tümüyle kurtarmak için kullanabilirdi.
Ama özellikle Merkez Bankası operasyonu ile ortaya çıkan tercihler AKP'nin toplumdaki zaafları gizli amaçları için değerlendirmeye önem verdiğini göstermiştir. Yani siyasal İslâm ideolojisini benimsemiş insanlan devletin kilit noktalarına atayarak ve mümkün olan genişlikte kadrolaşarak laikliğin içini boşaltmak...
Peki hiç ümit yok mu? Var...
Merkez Bankası'ndaki zorlama, Tayyip Erdoğan'ın "Milli Görüş gömleğini çıkardık" sözüne kananları uyandıracak kadar sert bir sarsıntıdır.
AKP yi yanlıştan belki böyle bir uyanış döndürebilir!
Bu sarsıntı da uyandırmazsa...
Türkiye'de muhafazakârlığı ölçen araştırma, siren sesleri eşliğinde açıklanmalıydı...
Haberin Devamı

