Bu ruh ölmez

Bir kurtuluş savaşının milli bir meclis tarafından yönetilip kazanılması mucizedir

Haberin Devamı

Bir kurtuluş savaşının milli bir meclis tarafından yönetilip kazanılması mucizedir.

Bu benzersiz başarının önderi, askerlerine “Size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum” diyen Çanakkale Gazisi Mustafa Kemal’dir.

Aynı kahraman yine dünyanın en büyük ordularına karşı bir yandan savaşıp bir yandan da ulusal egemenliği inşa ederken tarihe başka bir ant yazmıştır:

“Ya İstiklâl ya ölüm!”

Bu iki söz, Türk Milleti’nin bağımsızlık ve özgürlük idealinin, hiçbir güç tarafından ödenmesi mümkün olmayan bedelidir.

23 Nisan ve onu izleyen zaferler, başında inandığı bir kahraman olduğu zaman bu milletin yıkıntılar içinde ve en umutsuz şartlar altında kapkara bir kaderi ışıltılı bir geleceğe dönüştürmekteki yeteneğini kanıtlayan dönemeçlerdir.

Ne mutlu bizlere ki bu geçmişin, bu kahramanların mirasçılarıyız. Ama içinden geçtiğimiz şartlar bu övüncün bize sorumluluklar da yüklediğini gösteriyor.

Geçen Cumhuriyet Bayramı’nda okurlardan olumlu yankılar alan şöyle bir hatırlatma yapmıştım:

“Ülke ırkçıların ve gericilerin av sahasına dönmüştür..

Bayramın inançlı ve kadirşinas yurttaşlara neler ifade ettiğini biliyoruz. Ama özel dönemler farklı davranışlar gerektirebiliyor. Mesela Atatürk’ü sevmek, vatana, millete, bayrağa, Cumhuriyet’e bağlılık duymak şu sıralar içte saklanmamalı, dışa vurulmalı, belli edilmeli.

Gerici komplonun kandırdığı cahil kitlelere Cumhuriyet’in sahipsiz olmadığını göstermek şimdi çok önemli.”

Ankara’da gerçekleşen muhteşem buluşma, Cumhuriyet değerlerini sahiplenen ruhu yüceltirken milli egemenliği, sayılara bağlı olarak büyüyüp küçülen bir güç zanneden cahilliğe de haddini bildirmiştir.

Atatürk’ün emanetlerine korunacağı güvenini kazandıran yığınlar, bayramın kıvancını hak ediyor. Şuna güveniyoruz:

Bağımsızlık, laiklik, çağdaşlık ruhu hiç ölmeyecek!

****

Kadınlar İran’da havaların ısınmasından doğacak gevşemelere karşı yönetimin “balans ayarı” yaptığına dair bir haber geldi.

Molla rejimi, kadınların renkli giysiler giymesini otomobil içinde bile olsa örtülerini çıkarmalarını yasaklamış ve kara çarşaf kullanılmasını istemiş.

Dar tişört erkeklere bile yasak!
İranlı kadınlar bir süredir küçük kaçamaklarla saçlarının bir kısmını açıkta bırakıyorlardı. İran İnsan Hakları Dayanışma Komitesi’nin kayıtlarına göre bu yüzden bir yılda 317 bin kadın sokakta “ört başını” diye uyarılmış, 5 bin 978’i de tutuklanmış.

Laik Türkiye’nin saygı gören kadınlarından bazıları aynı disiplin bizde de olsun istiyor.

Yakından görsünler diye onları İran’a mı, yoksa daha önce bir doktora mı göndermek lâzım?

İsteyenin örtündüğü bir rejim bir yere kadar anlaşılır ama sopayla çarşafa sokan bir despotluğu hangi akıl savunur!

DİĞER YENİ YAZILAR