Bu olmadı!

Siyasetçilerle gazetecilere çağın iletişim ortamı olağanüstü değerde fırsatlar sunuyor.

Haberin Devamı

Siyasetçilerle gazetecilere çağın iletişim ortamı olağanüstü değerde fırsatlar sunuyor.

Bu iki meslek grubunun en büyük korkusu, toplum vicdanına ters düşmek yani halka yabancılaşmaktır. İnternet ortamı, takdir ve eleştiriyi ışık hızına çıkaran etkinliği ile bizi bu tehlikeye karşı koruyor.

Meselâ dün "Gelinim Olur musun" adlı TV programının şöhret yaptığı "Semra Hanım'ın oğlu Ata"nın bir otel odasındaki trajik ölümü hemen tüm büyük gazetelerin birinci sayfa haberi oldu.

Bu doğal sayılabilirdi. Çünkü bir dönem rating rekorları kıran Semra Hanım ve oğlu ülkenin en çok tanınan "uç karakterler"i haline gelmişlerdi.

Ayrıca Ata'nın ölümü, bazı TV programlarının şöhret ve zenginlik tuzaklarına karşı yapılacak en inandırıcı nasihatlardan daha etkili bir ibret sunuyordu gençlere.

Ama aynı gün terör kurbanı polislerin cenaze törenleri de vardı ve bu polislerden biri dört, diğeri iki yetim bırakarak toprağa verilmişti.

Kibir yakışmaz..
Semra Hanım'ın oğlu yanında polis şehitlerini birinci sayfasından gören tek büyük gazete VATAN oldu. Bize takdir mesajı gönderen okurlarımızın öteki gazeteleri de eleştiri içeren mesajlarla uyardıklarını biliyoruz.

Şunu merak ediyorum:
Okur kimliği ile bizimle ilişki kuran vatandaşlar niçin seçmen kimliği ile partilere ulaşma isteği duymuyorlar?

Biz haber verelim ki, meclisin terör konusunda genel görüşme yapmak üzere toplanmasını önlemek uğruna göze aldığı çocukça oyun iktidar partisine ve mecliste bulunması gereken bir günde Trabzon'a giden Başbakan'a büyük puan kaybettirmiştir.
Başbakan Erdoğan şu soruyu cevaplamak zorundadır:

Tercihini Trabzon'a gitmekten yana kullanarak muhalefeti mi, yoksa gündeme getirdiği terör sorununu mu küçük gördüğünü anlatmak istemiştir?

Başbakan kaçtı
Gerçeklerle yüzleşmekten kaçmak başbakanlara yakışmaz.

Erdoğan bu yanlışı yapmış, mecliste cevaplayacağı iddialar, şimdi ağır hizmet kusurları olarak peşine takılmıştır.

"Sen hücreden talimat vermeye demokrasi dersen bu işi götüremezsin" diyen CHP lideri Baykal'dan "Bunu yapma, şiddetin arkasından çekil" İhtan almıştır.

ANAP Genel Başkanı Mumcu tarafından da ağır şekilde suçlanmıştır. Çünkü soruna etnik tanım getiren Başbakan, çözümü de etnik temelde tartışmak isteyenlerin tuzağına düşmüştür.

DYP Genel Başkanı Ağar, meclisten kaçan bir iktidarla karşı karşıya bulunduklarını belirtip "Bugünden itibaren dökülen her kanın sorumlusu Başbakan'dır" demiştir.

İktidar partisi ve Başbakan hata yapmıştır. Etkileyici bir dayanışmanın fırsatı, halkın hissiyatını okuyamamak yüzünden ağır bir güven kaybına dönüşmüştür.

Okurların gazeteleri ile kurdukları diyalog, seçmenleri ile partiler arasında da gerçekleşse ne iyi olur..

DİĞER YENİ YAZILAR