Bu ne belgesi?

Haberin Devamı

Görüntüler TV’de yayınlanan “Canlı Para” adlı yarışma programını hatırlatıyor.

Masanın üstünde deste deste paralar bir oraya, bir buraya gidiyor, kayboluyor, yeniden beliriyor...

Sahne Ordu ili Aybastı ilçesi belediye başkanlığı makam odası.

Önce iki kişi.. İşadamı olduğu belirtilen kişi poşet dolusu parayı, sırtı görülen adama (belediye başkanı) veriyor. Onu daha şüphe uyandırıcı sahneler izliyor.

Dikkat çeken şey, görüntüye girenlerin son derece rahat hareket etmeleri.

Sanırsınız ki Aybastı’yı Güzelleştirme Derneği’ne yapılan bir bağış kabul ediliyor. Ama az sonra anormal bir durumun varlığından emin oluyorsunuz.

Çünkü Belediye Başkanı’nın yarısını poşete koyduğu paraları eline verdiği kişi derneğin saymanı değil bir milletvekilidir.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Batum ile Konya Milletvekili Atilla Kart, Aybastı belediyesinde yolsuzluk yapıldığını iddia ettiler ve bununla ilgili ellerinde kaset ve belgeler bulunduğunu açıkladılar.

CHP sözcüleri bu olayın 6 aydan beri dilden dile dolaştığını ancak yerel basının suiistimalin üstüne gidemediği gibi idari ve adli makamların da ilgisiz kaldıklarını öne sürdüler.

Yargı neden görmedi?

Rüşvet üstüne çekilmiş belgesel filme benzeyen kasetin bir kopyası CHP’liler tarafından Başbakan’a, bir kopyası da suç duyurusu ekinde savcıya gönderildi.

AKP’li Belediye Başkanı İzzet Gündoğar medyanın sorularına standart cevaplar verdi:

“Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın.

Verilmeyecek hesabımız yok.

Çamur at izi kalsın.”

Suçlanan AKP Milletvekili Ayhan Yılmaz ise Ordu’yu utandıracak bir şey yapmadığını, görüntüleri gördükten sonra konuşacağını söyledi.

Rüşvete konu olan “hizmet”in, bir yaylâyı imara açan belediye meclisi kararı olduğu belirtiliyor.

Belediye Başkanı tam ensesinden çekim yapan bir kamera bulunduğunu nasıl oldu da unuttu?..

Bu sorunun cevabı henüz yok.

Ama şöyle bir iyi haber var:

Suçlanan milletvekili yeni dönemde Meclis’te olmayacak.

Aday gösterilmedi.

Kentte duymayanın kalmadığı bu yolsuzluğu yerel medya niye yazıp sorgulayamadı?

İdare ve yargı niye el koyamadı?

Bu soruların cevabını, acaba iktidarın medyayı susturmakta ve kadrolaşmada ulaştığı “başarı”da mı aramak lâzım?

Dokunulmazlık yetti!

Kayseri Belediyesi ile ilgili yolsuzluk iddialarının, şaşılacak bir yardımlaşma ile üstü örtüldü.

Kimse üstünde konuşamıyor.

Aynı şekilde Deniz Feneri yolsuzluğu...

Almanya tarihinin en büyük vicdan dolandırıcılığı diye anılan bu soygunun mağdurları gurbetçi vatandaşlarımızdı.

Merhamet sömürüsü yoluyla 40 milyon eurodan fazla paraları çalınmıştı.

Alman mahkemesi birinci davayı bitirdi, “maşa”ları mahkûm etti, “asıl suçlular Türkiye’de” duyurusu yaptı.

Ama bunlardan hiç biri Türkiye’de şüpheli muamelesi bile görmedi.

Alman yargısı Deniz Feneri ile ilgili ikinci davayı çoktan açtı, yürütüyor. Bizdeki soruşturma ise iki yılı aşkın zamandır patinaj yapıyor.

Türkiye önemli bir seçime gidiyor.

Seçmenin sağlıklı bir tercih yapmak için bu yolsuzlukla ilgili gerçekleri bilmeye hakkı var.

Peki savcılığın önümüzdeki iki ay içinde iddianamesini açıklaması ihtimali var mı?

Hayır; ihtimal sıfırdır!

Kendisine AKP değil de “AK Parti” denilmesini isteyen iktidar, temizlik çağrışımı yapan bu ismi hak etmelidir.

Bunun bir şartı suç işleyeni sahiplenmemek, öteki şartı da dokunulmazlık zırhından artık vazgeçmektir!

DİĞER YENİ YAZILAR