Üyelerini halkın değil parti liderlerinin seçtiği bir meclisten ne bekleyebiliriz?
Cevabını küfürlerle, yumruklarla aldık...
Çalışma Bakanı hakkında verilen gensorunun görüşüldüğü meclis birleşimi dünkü gazetelerin sayfalarını ve TV kanallarının haber programlarını doldurmuştu.
Bu elem verici görüntüler, çok daha farklı sorunlar ve çaresizlikler yüzünden yaşama sevincini yitirmiş olan genç toplumumuz için daha koyu bir karamsarlığın ve kavgalı bir geleceğin habercisi oldu.
Gensoru, meclisin en önemli denetim aracıdır. Salı günü Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’e atfedilen yetersizlikler ve yanlışlar nedeniyle sözde hesap sorulacaktı.
Mesela bakan Tekel işçilerini kaderine terk ettiği, asgari ücretin “sefalet ücreti” olarak belirlenmesine seyirci kaldığı, İşsizlik Sigorta Fonu’nun amacı dışında kullanılmasına göz yumduğu iddiasıyla suçlanıyordu.
Ama işsizliğin sosyal patlama alârmı verdiği bir ortamda tartışılması çok gerekli ve yararlı olacak tüm bu sorunlar gürültüye gitti.
Daha doğrusu Emine Hanım’ın baş örtüsü ile Tayyip Erdoğan hakkında yapılan peygamber benzetmesinin sebep olduğu gürültüye kurban gitti!
Bir kıvılcım yetti
Tuhaf olan şu ki, gensorudan murat edilen faydayı israf eden hareket, gensoru önergesini veren MHP’nin bir üyesinden, eski bakan Osman Durmuş’tan geldi.
Durmuş iki yıl önce tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’u ziyaret etmek isteyen Emine Erdoğan’ın baş örtüsü nedeniyle hastaneye alınmayacağını hasta yakınlarına bildiren GATA’taki doktorlara hitaben alaycı bir ifade kullandı:
“Siz peygamber kabul edilen bir Başbakan’ın eşini nasıl almazsınız? Sizi gidi beyaz yakalılar sizi” dedi.
Ve kıyamet koptu...
Osman Durmuş’un yaptığı gereksiz ve kendi partisine de zarar veren bir kışkırtmaydı. Peygamber benzetmesi ile ilgili densizliği bir yıl önce bir AKP’li yapmış olsa bile bunu meclis zeminine taşımak hangi kamu yararını sağlayacaktı?
Sonra... MHP’li Durmuş, baş örtülü ziyaretçileri hastaneye almamanın doğru bir karar olduğunu mu savunuyor?
Eğer öyleyse partisinin liderine, yetkili kurullarına bir danışsın bakalım!
Keşke beklemeseydi
Meclisteki fayları derinleştiren kavgalı tartışma “neresinden tutsanız elinizde kalıyor” dedirten bir perişanlık zinciri oluşturuyor.
Başbakan “eşime dil uzatıldı” diyor.
İki yıl önceki GATA olayını pazar günü TV’de açıklayarak pası kendisi vermiştir.
İnsanları şüpheye düşürmüştür bu şekilde. AKP laiklikten mahkûm olduğunda Anayasa Mahkemesi Başkanı “Bu karar iktidara ciddi bir ihtardır” demişti. Parti o günden sonra türban sömürüsünden uzak durdu ve millet bu konuda huzur buldu.
Acaba seçim gelirken, türban kozunu yeniden piyasaya sürme hamlesi mi yapılıyor? Dileriz öyle bir hesap yoktur.
Ama Başbakan, bağrına taş basacak yerde niçin baş örtülü ziyaretçi yasağının yanlışlığını Genelkurmay Başkanı’na anlatmadı da meçhul bir görevlinin gönderdiği haberi “yasak emri” gibi kabullenip içine attı?
Doğruyu yapsa, kazanacağı rahatlama büyük ihtimalle TSK’ya bugün beslediği duygularda bile olumlu değişimler yaratabilirdi.
Mesela dün şunu dedi:
“Bunlar darbe planı mıdır, değil midir? Değerlendirmelere baktığımızda bunun izlerini gerçekten alıyoruz. Temennimiz odur ki böyle bir yanlış yapılmamış olsun!”
Yazımı hep iyi dileklerle bitirmek istiyorum ama şunu da iyi biliyorum:
Halkın seçtiği bir meclis gelene kadar hepsi boş lâf, boş hayal!
Bu meclisle olmaz!
Haberin Devamı

