Türkiye’nin en önemli problemi, ülke ve millet bütünlüğünü tehdit eden etnik terördür.
Milletin temsilcileri yeni bir yasama yılına başlarken tüm enerjilerini bu tehdidi ortadan kaldırmak amacıyla kullanmak zorunda olduklarını kuşkusuz biliyorlardır.
Mecliste yeni bir ilişki anlayışı geliştirmek gerekecek.
Sürekli eleştiri ve hakaret içerikli suçlamalar, yalnızca kavganın büyümesine ve çözüm hedefinden uzaklaşılmasına sebep oluyor.
Bütün işaretler terörün her gün biraz daha kontrolden çıktığını gösteriyor.
Başbakan Erdoğan önceki gün terörle mücadelenin yalnız iktidarın görevi olmadığını öne sürdü. “Bunlara karşı kalkıp sizler de bir direniş ortaya koyacaksınız” çağrısına adres olarak “Müslüman Kürt kökenli kardeşleri”ni seçti.
Rastlantı mı?
Rastlantı mı bilmiyorum; eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da M. Ali Birand’a verdiği mülâkatta benzer bir öneri getiriyor, şunu diyordu:
“Kürtler PKK’ya tavır almalı. Özellikle terörün yoğun olduğu bölgedeki toplumun demokratik bir tavır almaları lâzım.”
Gerçekçi olmak ve tehlikeli anlamlar yüklemeye müsait önerilerden sakınmak gerek.
Terörle mücadelede düşülebilecek en tehlikeli yanlış ve en büyük günah Kürt vatandaşların bir kesimini terör yapan kesimine karşı direnmeye çağırmaktır.
Devletin kendi memurunu bile koruyamadığı bir ortamda, yoksul ve garip vatandaş silâhlı eşkıyaya karşı neye güvenerek direnebilir?
Başbakan terör vahşeti yüzünden ciğeri yanarken maksadını aşmış olmalı...
Anayasa fırsat...
CHP lideri dün tekrar altını çizdi:
“Ülkeyi sıfır terörle devralıp terör batağına sürükleyen, mevcut iktidardır. Bunu unutmayın!”
Muhalefet elbette düşündüğünü söyleyecek. Ama ağır bedeller ödemek pahasına da olsa, yeni bir şans kazanılmışsa bunu da görmek ve yararlanmak gerekiyor.
Başbakan “siyasetle müzakere, terörle mücadele” noktasına geldiklerini belirtirken “terörle müzakere” hatasına düşmenin pişmanlığını kendi üslubunca belli etmiştir.
Yeni bir başlangıç, geçmişteki olumlu kazanımları çapaklarından temizlemenin imkânını yaratacaktır.
Parlamentoyu oluşturan partilerin yeni anayasa yapmak iradesinde buluşmaları, sadece demokrasimizi geliştirmek için değil, bölücü terörün bahanelerini ortadan kaldırmak için de şans olacaktır.
İktidar grubu ile CHP ve MHP grupları, bugün yemin ederek BDP grubunu kuracak olan milletvekillerine, güzel şeyler vaat eden bir dönemin umudunu vermelidirler.
Bölücü terör dönemi en büyük tahribatı ilişkilerde yarattı. Karşılıklı güven duygusu paramparça oldu.
Biliyorum, siyasetçi kolay değişmez. Geçmiş yılların hayal kırıklıklarını tekrar yaşama riskimiz küçük değil.
Ama acaba Anayasa yapmak, onu yaparken bölücü terörü bitirmek mecburiyeti bir fark yaratır mı?
Sekiz milletvekilini dört aydır hapisten kurtaramayan bu Meclis inşallah şaşırtır bizi!
Bu Meclis fark yaratır mı?
Haberin Devamı

