Birleşmiş Milletler’in bir raporu Suriye’yi asrın insanlık faciasına yol açmakla suçluyor!
Peki bu tespit, kimyasal silâhla katliam yaptığı belirlenen tarafı pişman edecek tedbiri ve cezaları taşıyor mu?
Emin olamayız. Şu anda bir ülkenin acıklı tükenişini izliyoruz.
BM makamları, iki buçuk yıldır süren iç savaşın 110 bin cana mal olduğunu, ekonomik kaybın 1.5 trilyon doları geçtiğini söylüyor.
Can pazarında kurtuluşu göçte görenlerin sayısı 2 milyonu geride bırakmış durumda.
Bu felâketin izlerini silmek için 100 bin şantiye kurmak ve 6 milyon işçi çalıştırmak gerekecek.
O noktaya gelmek için de önümüzde zahmetli bir yol bulunuyor.
Amerikan halkı savaş istemiyor. Avrupa halkları da öyle.
Halbuki bizim siyasetçimiz, Esad’ın tasfiye edilmesi üstüne kurulu bir sona ayarlandı. Başkan Obama’nın “sınırlı operasyon” seçeneği o yüzden hayal kırıklığı yarattı.
İran Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan da dikkat çekici bir açıklamada bulundu dün. Amerikan askerinin şu anda Suriye’de operasyon yürütecek kabiliyete sahip olmadığını öne sürerek:
“Ülkedeki teröristlere psikolojik destek için Suriye ordusunun gücünü zayıflatma seçeneği kullanılacak!”
Kimyasal silâh var iddiasının güçlenmesi parlamentolardaki engeli kaldırırken Rusya’daki G-20 Zirvesi de müzakere yolunu açacaktır.
Türkiye geri sayma işlemi başlamış olan bu operasyonda intikam duygusu yaratacak bir rol üstlenmemelidir.
Mutlak güç mutlaka yozlaştırır
Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu ile Adalet Bakanı Ergin arasında ibret verici bir münakaşa yaşandı.
Prof. Feyzioğlu “tam isabet” eleştirileri sıralayınca Bakan gerginleşti.
Bunun üzerine Barolar Birliği Başkanı alaycı bir ifadeyle “Milli irade diyenler otoriterleşti” uyarısında bulundu.
Ve Bakan kontrolü kaybetti:
Barolar Birliği seçiminin sistemini değiştireceklerini -herhalde- ağzından kaçırdı.
Barolardaki seçimlere müdahale böylece kolaylaşacak.
500 yıl önce yaşamış bir düşünür rahmet istemiş olmalı:
“Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır.” -Machiavelli
Bu maceradan uzak duralım
Haberin Devamı

