Hangisi hukuka daha uygundur bilmiyorum ama akla en uygun kararı mahkemenin verdiğini düşünüyorum.
Genelkurmay’ın Seferberlik Tetkik Kurulu’ndaki aramaları durdurmak amacıyla yaptığı başvuruyu Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi reddetti.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast soruşturması bağlamında devlete ait gizli bilgilerin ve belgelerin korunduğu yerde hâkim tarafından yapılan arama, bildiğiniz gibi itiraz ve tartışmalara sebep olmuştu.
Önce HSYK üyesi Ali Suat Ertosun itiraz etti. Onu Yargıtay Onursal C. Başsavcısı Kanadoğlu’nun da aralarında olduğu bazı tanınmış hukukçular izledi.
Siyasetçiler arasında da DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk...
İtiraz devlet sırrı sayılan belgelerin soruşturma aşamasında, yani dava açılmadan incelenemeyeceği savına dayanıyordu.
Genelkurmay’ın itirazını mahkeme, farklı bir yorumla ve haklı sayılacak bir gerekçe ile geri çevirdi.
Devlet sırları saklanıyor bahanesiyle bir yerin aranmasına engel konulduğu şüphesi doğarsa ne olur?
Mahkeme kararındaki cevap şu:
“Devlet sırlarının bulunduğu yerlere hiçbir gerekçeyle girilip araştırma yapılamaması devlet sırrı niteliğinde olmayan ve suç teşkil eden fiillerin bu gibi mahallerde gizlenmesi ve faillerinin de soruşturma ve kovuşturmadan kurtulması sonucunu doğurur ki bu da hukuk devleti ilkesine olan güveni sarsacağı gibi söz konusu kurumun da zan altında kalmasına sebebiyet verebilir.”
Ortada vahim bir suçlama var.
Mahkeme kararında belirtildiği gibi bu soruşturmanın kamuoyunu tatmin edecek biçimde yürütülmesi tüm tarafların menfaatinedir.
Toplum moral yıkım hedefleyen propagandaların hedefindedir. TSK inatla yıpratılmaya, toplum katında kazandığı güven duygusu yok edilmeye çalışılmaktadır.
Velev ki kozmik incelemeyi durduran bir karar hukuka daha uygun düşsün; bu sadece psikolojik savaş yürüten çevrelerin ekmeğine yağ sürecektir.
Yani Genelkurmay talebini reddeden karar TSK’ya zarar vermemiş, aksine, yeni saldırı bahanelerine karşı onu korumuştur.
“Hâkim devlet sırlarını öğrendi; şimdi ne olacak?” diye soranlar merak etmesin.
Bir albaya, bir binbaşıya emanet edilebilen devlet sırlarını bir hâkimin öğrenmesinde hiçbir sakınca yoktur.
Subaylarda sır olarak kalabilen bilgileri hâkimler niye saklayamasın?
Terörden beter
Bölücü terörü yöneten taş yürekli yaratıklar gazete okumazlar mı?
Annelerin beddualarından korkmazlar mı?
Dünkü gazetelerde Diyarbakır’dan bir haber vardı: Tam bir yıl önce askeri servis aracını hedef alan bomba, o sırada kurstan çıkan öğrencilerden altısını öldürmüş onlarcasını yaralamıştı.
Ölen çocuklardan birinin annesi olay yerindeki anma toplantısında “Burada bir utanç anıtı dikilmesi lâzım” dedi.
Çünkü PKK, cinayetlerin her türlüsünü hayâ ve merhamet duygusu hissetmeden işliyor:
“Önce çocuklarımızı öldürdüler. Şimdi onları öne sürerek terör eylemleri yapıyorlar. Çocukların arkasına saklanıyorlar. Bu kalleşlikten bıktık artık.”
DTP’nin yerine kurulan BDP’nin tek şansı PKK’ya ve teröre, kapatılan partiden farklı bakması ve bunu göstermesidir.
Bölücü örgüt kentlerdeki eylemlerde çocukları kalkan gibi kullanarak arkalarına saklanıyor. Bu, terörden daha ağır, daha aşağılık bir suçtur.
BDP hiç değilse buna itiraz etmelidir!
Bu karar doğru!
Haberin Devamı

