Bu kafayla zor!

Haberin Devamı

Kürt açılımı etrafında oluşan rüzgârlar çarptığı yere göre farklı etkiler yaratıyor.

Mesela muhalefeti ve özellikle MHP lideri Bahçeli’yi dinleyenler, açılımın “hain bir yıkım projesi” olduğu suçlaması ile irkiliyor, DTP sözcülerini dinledikleri zaman tehlike çanları çalanların sorunu abarttığı duygusuna kapılıyorlar.

Çünkü DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, “Kürt açılımı” diye başlayan sürecin önce “demokratik açılım” a dönüştüğünü, sonunda “milli birlik projesi” diye anılmaya başladığını belirterek şöyle diyor:

“Tek terörist kalıncaya kadar operasyonlara devam.. Bir anayasa değişikliği söz konusu değil.. Af da söz konusu değil.. Ana dille eğitim söz konusu değil.. Yani şimdi bütün bunlar gündemden çıkarsa o zaman neyi çözüyoruz?”

İmkân olsa da bölücü heves taşıyanlara sadece Devlet Bahçeli’yi, açılımın başımıza büyük dert açacağından korkanlara sadece Ahmet Türk’ü dinletmek mümkün olsa iki taraf da memnun olacak. Fakat cin şişeden çıktığı için artık amaç zaman kazanmak değildir. Somut öneriler üstünde tartışa tartışa ilerlemek lâzım.

Bunun için iki önemli şart gerekiyor:

1. Açılım projesinin içeriği belliyse açıklanmalı, değilse gecikmeden belirlenmelidir.

2. Siyasi partiler iyi niyet ve hoşgörü göstermeli, yaklaşan seçimi hesap ederek rakiplerini oy hesabı güden tuzaklara çekmenin veya ihanet suçlamalarına hedef yapmanın fırsatçılığına özenmemelidir.

MHP lideri Bahçeli’nin dünkü ağır suçlamaları, uygun müzakere ortamının kolay kolay yaratılamayacağını göstermiştir.

İktidarın muhtemelen halâ hazır durumda olmaması, DTP milletvekillerinin de toplumda gerginlik yaratıcı eylem ve söylemlerden vazgeçmemesi zorluğu arttırıyor.

Siyasetçilerin birbirleriyle, kurumlarla ve toplumla ilişkilerine yeni bir anlayış getirmesi gerekiyor.

Bazı DTP milletvekilleri, yargılandıkları davalar nedeniyle ifade vermek zorundalar. Ama bölücü propaganda yapmanın dokunulmazlık çerçevesi dışında kaldığına bakmadan bu milletvekilleri mahkeme çağrılarına uymuyorlar. Üstelik mahkemenin polis zoruyla getirilmeleri yönünde karar oluşturacağını bile bile...

O ihtimal nihayet gerçekleşti. DTP, açılımı gerektiğinde sabote etmek için yararlanacağı bir bahaneyi yedeğine koymuştur.

Açılım yaklaşıyor mu, uzaklaşıyor mu, emin değilim!

Uçakta kaplan var!

Kıbrıs’a dün öğle saatlerinde uçan KTHY uçağının yolcularına teşekkür ederiz.

Çünkü kabin içinde saatlerce bekletildikten sonra “arıza var” diye kandırıldıklarını anlamaları üzerine gösterdikleri tepki, umarız hava limanlarında çok sık oynatılan “kuzuların sessizliği” filminin vizyondan kalkmasına vesile olacaktır.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat hafta boyu kaldığı New York’tan İstanbul’a geldikten sonra kendisi için bekletilen KTHY uçağı ile Kıbrıs’a devam edecekti.

Ama Kıbrıs uçağının kalkış saati 9.30’du ve yolcular “arıza” bahanesiyle, üstelik endişeye sokularak kabin içinde iki saatten beri bekletiliyorlardı.

Saat 11.30’da Cumhurbaşkanı Talat ve heyet uçağa giriş yapınca kıyamet koptu. Yolcular öylesine patladılar ki Mehmet Ali Talat uçağı terketmek zorunda kaldı.

Hak edilmiş bir cereme idi bu.

O da, uğruna yolculara işkence edilen öteki VİP’ler de artık şunu iyi bilecekler:

Beklettikleri uçakların içinde artık onları kuzular değil, aslanlar, kaplanlar bekliyor olacak!

DİĞER YENİ YAZILAR