Bu kafayla olmaz!

Demokrasi, hak ve özgürlüklerin olduğu kadar bunları sınırlayan disiplinlerin de güvence altına alındığı bir rejimdir

Haberin Devamı

Demokrasi, hak ve özgürlüklerin olduğu kadar bunları sınırlayan disiplinlerin de güvence altına alındığı bir rejimdir.

Bu güvenceyi sağlayan otorite hukuktur. Hukuk boşluğunda anarşi doğar. Anarşi de kaba kuvvetin, entrikanın ve baskının davetiyesidir.

AKP türban takmanın bireysel özgürlük olduğunu, kullanılmasına sınır konulmaması gerektiğini savunuyor.

Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, türbanı ayrırımcılık yaratan dinsel ve siyasal simge saydığı için kamusal alanda kullanılmasına izin vermiyor.

Yani AKP'nin istediği, yasaların ve mahkeme kararlarının görmezlikten gelinmesidir.

Tabii ki kabul edilemez. Yasaları yok sayan bir yönetim anlayışının, AB normlarına uyum amaçlı reformlarını kim ciddiye alabilir?

Düne kadar türban takanlar, kamu kurumlarında çalışamıyorken Yargıtay Başkanı'nın çıkışı türbanlılara mahkemeleri de kapamıştır.

Bu durum, türban takan vatandaşların savunma haklarını kullanmalarına engel olacaktır.

Hukuk devletinde böyle bir kısıtlama da savunulamaz.

Yargıtay'ın türbanla ilgili tutumu, kavga ve gerginlik sebebi yapılacak yerde çözüm amaçlı arayışları hızlandırmalıdır.

Başbakan Erdoğan dün Yargıtay'ın tavrını "ideolojik" diye niteledi ve "Mağdurlar uluslararası noktada gereken adımları atacaktır" diyerek bir anlamda Avrupa'ya türban konusunda baskı sipariş etti.

Başbakan Yardımcısı Şahin ise "Maalesef Türkiye'de balık baştan kokmaya devam ediyor" sözleriyle türban sorununun tırmanmasından Cumhurbaşkanı'nı sorumlu tuttu.

Bu kafa çözüm üretemez.

İslâmla demokrasiyi buluşturan bir örneği yaratma misyonunu yürütemez.

Türban yüzünden temel kurumları birbiriyle çatışma haline girmiş devlet görüntüsü kötü bir sicildir ve bizi AB'den olduğu gibi istikrar ve huzur umutlarından da uzaklaştırır.

Türkiye laik niteliğinden vazgeçmeyeceğine göre çözümü kamusal alanın tarif edilmesinde aramak gerekiyor.

Kurumlar, bir araya gelemeyecek kadar bozuşmadan bu çalışma başlamalıdır!

Kaba Kuvvet Polisi
Ankara'daki YÖK karşıtı eylem sırasında, polisin eylemci zannıyla günahsız bir memura ne yaptığını TV'lerden izledik.

Kim bilir kaç kişi o gece uykusunda benim gibi kâbus görmüştür..

Genç adam "Ben eylemci değilim" diye inliyor ama gelen geçen vuruyor, tekmeliyor.

Zavallı yerde baygın; ona rağmen Kung-Fu darbeleri alıyor. En son polis kameramanı da bir tekme atıyor.

Polisin görevi kamu düzenini bozan bir eylemi dağıtmaktır, ceza vermek değil. Profesyonelin hırsı olur ama hıncı olmaz.

O görüntüler şüphe uyandırdı: Bu işe bakan polislerimiz psikolojik yardıma mı muhtaç hale düşmüşler, yoksa o duruma düşmüş olanlar arasından özel olarak mı seçilmişler?

Yaptıklarıyla "Çevik Kuvvet'ten çok "Kaba Kuvvet" adını hak etmişlerdir. Yazık..

Türkiye'nin AB yolunu mayınlamaya çalışan muhaliflere bundan iyi koz verilmezdi!

DİĞER YENİ YAZILAR