Bu kafayla bitmez

Çağdaş uygarlık yolunu aydınlatan düşüncelere muhalefet, her dönemde bir simge, bir maske, bir bahane buluyor, Atatürk'e bağlılığını söyleye söyleye devrimlerini geriye götürme inadını sürdürebiliyor

Haberin Devamı

Türban, Atatürk'ü anma toplantılarının bile tartışması oldu. Ne kadar hüzün verici bir çelişki..

Çağdaş uygarlık yolunu aydınlatan düşüncelere muhalefet, her dönemde bir simge, bir maske, bir bahane buluyor, Atatürk'e bağlılığını söyleye söyleye devrimlerini geriye götürme inadını sürdürebiliyor.

Bu muhalefet AKP içinde ve tabanında da vardır. Parti bu kitleyi, oy kaygıları ile kaybetmek istemiyor. Zamanın türban sorununu çözeceğine beslenen inanç, tavşana kaç, tazıya tut politikalarına partiyi mahkûm ediyor.

Ama son olaylar zamana oynamanın tehlikelerini göstermiştir. Akılcı yaklaşımlar benimsenmediği takdirde yakın gelecekte, bugün korkulandan daha derin ayrılıklar doğacaktır.

Nitekim kadrolaşma bir iktidar kozu olarak kullanılıyor. Sayıştay Başkanı'nın "Ben kamu alanı falan dinlemem" sözü, türbanın devlet içinde bile çatlaklar yarattığını göstermiştir.

Üst görevleri siyasallaştiran rekabet şimdi, kamunun bütün denetimini Sayıştay'a bırakan Kamu Reformu'na şüphe ve güvensizlikle bakılmasına sebep olmayacak mı?

Dolaylı bir itiraf
Başbakan Erdoğan dün Atatürk'ü anma toplantısında, Yargıtay'ın mahkemeleri türbana kapatan görüşüne bir kez daha karşı çıktı.

Milli bütünlük ve dayanışmaya zarar verecek tartışmalardan herkesi uzak durmaya çağıran Başbakan laikliği "devletin bütün inanç ve kimliklere eşit yakınlıkta durması, inancından ve kimliğinden dolayı milletin hiçbir ferdinin toplumsal ve hukuksal bakımdan ayrımcılığa tabi tutulmaması" diye tarif etti.

Erdoğan'ın bu sözleri, türbanın "inanç ve kimlik simgesi" olduğunu bir anlamda doğrulamıyor mu?

Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da türbanı "ayırımcılık yaratan siyasal bir simge" saydığı için kamu alanlarında yasaklamıyor mu?

Politik inat mı?
"Kamusal alan"ları tarif etmeden önce türbanın, yaşmak, yazma, atkı ve eşarp gibi başörtülerinden olmadığı, siyasal simge olduğu noktasında bir uzlaşma gerekiyor.

Şu anda tartışılan "baş örtüsü" sorunu değildir. 25 yıl Anadolu'da öğretmenlik yaptıktan sonra emekli olan bir okurumuzun dediği gibi üniforma haline getirilen türban "politik bir inat"tır!

"15 milyonu aşkın köylü kadınlarımız başörtülüdür ama çoğu türban adını bile bilmezler.."

Geçen hafta Uğur Dündar'ın Arena programında bir türbeden, bir yıl arayla yapılmış röportajlar yayınlandı.

işsizlik ve yoksulluk şikâyeti yapan kadınların tümü başörtülü idi. Bu yıl çekilen görüntülerdeki tek fark, kalabalığa karışan ve AKP propagandası yapan türbanlılardı.

İktidar, siyasi kaygılarla türbanı doğru tanımlamadığı sürece sorunun çözümüne katkıda bulunamayacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR