Bu kafayla!

Tüm insanların yaşamak için kutuplar çevresine üşüşecekleri bir dünyaya doğru gidiyoruz

Haberin Devamı

Tüm insanların yaşamak için kutuplar çevresine üşüşecekleri bir dünyaya doğru gidiyoruz.

Bu, terbiye edici etkisini arttırmak için abartılmış bir iddia değil.

Bilim adamlarının yayınladıkları rapor, küresel ısınma etkisiyle yaşayacağımız kıyamet senaryosunun 2100’da geri dönülmez olacağını ihbar ediyor!

Avrupa Birliği’nin ulus devlet yapısına saygılı yaklaşımına dahi tahammül edemeyen aşırı milliyetçiler o zaman ne yapacaklar?

Bugün doğanların bile görebilecekleri o kıyamet, yaşamak isteyen insanlardan sadece tür dayanışması isteyecektir.

O zaman Hrant Dink’i öldüren ve öldürtenler, onlara övgü ve destek verenler ne yapacaklar?

Milliyetçiliği ırkçılıkla karıştıran yanlış Türkiye’de büyük bir kitle değildir ama ideolojik saldırganlıkları, olduklarından daha etkili bir hava yaratmaktadır.

En yaralayıcı yabancı kaynaklı yorumu, genellikle bize dostça yaklaşan İngiliz The Independent gazetesi getirdi. Suikastçinin güvenlik personeli ile çekilmiş bayraklı fotoğrafları için şunu dedi: “Türkiye’nin tekin olmayan yüzü!”

Irkçı nefretle insan öldürenlerin Türkiye’de övgü ve koruma gördüğünü yansıtan bu yorumların müsebbipleri, milliyetçiliğin hangi tarifine uyuyorlar?

Böyle bir çürüme tablosu karşısında, her düşünceden ve her kökenden insan için Türkiye’nin özgür ve güvenli bir ülke olduğunu kim savunabilir?

Bu ayıptan, insanların kutuplarda toplanmaya mahkûm olacakları 2100 yılına hazırlanmak için değil daha önce kendimize saygımız için, kendi onurumuz için arınmak zorundayız. Ama durum pek ümit verici değil.

Meselâ İçişleri Bakanı Aksu, o fotoğraflar için “utanılacak manzara” diye konuşmuş.

Madem ki öyledir, niçin halâ oturuyor? Koltuğunu utanmayacak biri gelir oturur korkusuyla mı bırakmıyor?

Bu kafayla 2100 yılına bile yetişmekte zorlanırız!

*****

Numara yapan dev!
Dışişleri Bakanı Gül’ün ziyareti öncesi Washington’dan inanılmayacak kadar anlayışlı sözler duyuluyor.

Mesela “301. maddeyi kaldırmasanız da olur” deniyor.

“Terör örgütü PKK’ya karşı verdiğimiz sözü tutmak zorunda olduğumuzu biliyoruz” diyorlar.

“PKK sorununun af yoluyla çözüleceğini söyleyerek Türkiye’ye ‘diğer yanağını da uzat’ diyemeyiz. Terör suçu işleyenler cezasını çeker” diyorlar.

Ama kim söylüyor bunu; bir bakan mı? Hayır, Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa-Avrasya bölümüne bakan bir memur.

Kime söylüyor? Sadece Türk medyasının temsilcilerine.

Yani “lokal anestezi” yöntemi ile sadece Tanrı’nın şahitliğinde, sadece Türkiye’nin gazını çıkartmaya dönük yağlama-uyuşturma operasyonu uygulanıyor.

Süper diye anılan bir devlete yakışmayacak cücelikte bir egoizm!

DİĞER YENİ YAZILAR