Düşünmüştür: "77 milyar 100 milyon lira vergi ödemekle bu zengin ilçenin en çok kazanan mükellefi ben mi oluyorum?"
Türkiye'nin ibretli vergi gerçeği yazık ki bu..
Büyük ihtimalle İngiliz bayan, daha çok kazanan kişiler vergilerini dürüstçe ödemedikleri için şampiyonluğun kendisine kaldığını yakında öğrenecektir.
Sonra ne olacaktır?
Vergi kaçıranlar İngiliz yengeyi gelecek yıl tahtından indirerek kendilerini vergi denetçilerinin hışmına karşı korumak amacıyla iki çareye başvuracaklardır:
Ya vergi beyan ederken biraz daha eli açık davranacaklar veya İngiliz mükellefi "Enayi misin, sen de kaçır" diye ikna etmeye çalışacaklardır.
Denetimsiz olmaz..
Clare W. Tatlıcı "Yaptığım her işin faturasını kesiyorum ve vergimi ödüyorum. Geceleri huzurla uyumamı buna borçluyum" diye konuşmuş.
Evet, Türk halkının huzur kıstasını kazancının vergisini dürüstçe ödeyen bir kültüre oturtmak gerekiyor. Kimse "çare eğitim" demesin bunun yolu denetimdir.
Maliye Bakanlığı'nın raporları her yıl aynı gerçeği tekrarlar: "Vergi sistemimiz kaçağı teşvik ediyor. Bunun sonucu olarak beyannameli mükellef gelirlerini gizleyerek vergi ödemez hale geliyor.."
Devlet vergi gelirlerinin çok büyük kısmını akaryakıttan, KDV'den ve gümrük vergisinden sağlıyor. Gelir vergisi de memurun, işçinin maaşından kesiliyor.
Beyannameli mükelleflerden toplanan vergiler komik düzeydedir. Bir milyon dolar vergi beyan eden işadamları büyük kentlerin şeref listesinde yer bulabiliyor.
Dilenmek fazilet mi?
Vergi şampiyonluğu bu kadar ucuz olunca ne oluyor?
Devlet toplaması gereken vergiyi toplayamıyor, dolaylı vergileri yükselterek halkın üstüne gidiyor. Tüketimi vergilendirmek çağdaş bir tekniktir. Ama oranları bizdeki kadar yüksek tutmak adaletsizlik yaratan bir ilkelliktir.
AKP iktidarı en büyük yanlışını 2003 Ocak'ında "nereden buldun yasası"nı kaldırarak yaptı. Bu yanlış yüzünden devlet, beyan ettiği bir yıllık kazancını bir gecede harcayanlara "Nereden buldun?" diye sorma hakkını bile kaybetti.
Zaten yüksek olan kayıt dışı işlemler daha da arttığı için vergi kaçakçılığı devasa boyutlar kazandı.
Sonuç, büyüyen devlet borçları, yatırımsızlık, işsizlik ve yetersiz kamu hizmetleridir.
Geçen gün Başbakan Erdoğan, okul yaptıracak hayırseverlerin peşinden koştuğu için kendisini "Başbakan para dileniyor" diye eleştirenlere cevap veriyordu:
"Ben devletim, milletim için dilenirim.."
Keşke o okulları topladığı vergilerle kendi yapan bir devletimiz olabilse.
Okul yaptırmak için dilenmek fazilet zenginliği değildir, basiret fukaralığıdır!
Bu kadar ucuz!
Turizm ekonomisi gelişmiş bir ilçe olan Didim'de gelir vergisi şampiyonluğunu bir İngiliz hanım kazandı. Emlâk komisyonculuğu yapan Clare Walker Tatlıcı haberi duyunca "Benim için sürpriz oldu" demiş. Hayrete düşmekte haklı
Haberin Devamı

