Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasını önerecek olan ilerleme raporu iki gün sonra açıklanacak.
AB ülkeleri toplumlarında sanki Türkiye hemen üç ay sonra üye olacakmış gibi bir telâş görülüyor. Siyasetçiler de bu korkuları bastırmak için Türkiye'yi tedirgin edecek şeyler söylüyorlar.
Nihai üyelik kararının üye ülkelerde referanduma sunulması fikri, üyeliğin en az on yıl alacağı, ucu açık bırakılarak müzakerelerin mutlaka üyelikle son bulmayacağı beyanları bunlara örnektir..
Telâşa hiç gerek yok. Türkiye'nin büyüklüğünden, fakirliğinden ve Müslüman bir toplum olmasından korkuluyor. Bunlar sokaktaki adamın dar görüşlü endişeleridir.
Oysa büyük düşünmek zorunda olan karar vericiler için bu sayılan sakıncaların tümü "iyi işlendiği takdirde Türkiye hesabına avantaj" olacak üstünlüklerdir.
Bizsiz AB hiç olur
Evet Türkiye büyük ama büyüklüğü zamanla kalite kazanacağı için AB'yi de büyütecektir.
AB küresel bir oyuncu olmak istiyorsa Avrasya'nın kalbindeki Türkiye'yi kazanmak zorundadır. Bu bölge petrol ve doğalgaz yatakları ile ve ticari yollar sayesinde büyük önem kazanmıştır. Türkiye AB'yi bu imkânlara yaklaştıracaktır.
Halkı Müslüman olan Türkiye'nin AB üyeliği, Avrupa'yı İslâm dünyasına açacağı gibi, medeniyetler çatışması tehlikesine karşı kuvvetli bir panzehir etkisi yapacaktır. Ya tersi?.
O zaman aşırı milliyetçiler ve radikal İslamcılar, saklandıkları gölgelerden çıkacaklardır. Barış, özgürlük ve refah ideallerine bağlı hiçbir ülkenin bunda menfaati olamaz.
Global ve bölgesel siyasetler Türkiye'nin önemini artırıyor. Zaman bize çalışıyor.
Nehir tersine akmaz
Evet 70 milyonluk Türkiye'yi hazmetmenin maliyeti yüksek olabilir. Ama karar vericiler getirisini de düşüneceklerdir. Düşünüyorlar da..
Bu ülke yerinde durmuyor. Yaşlanan Avrupa on yıl sonra daha iyi eğitilmiş, daha zenginleşmiş bir pazar bulacak burada. Türkiye hem üretim üssü, hem büyüyen bir pazar olacak. Türk göçü şöyle dursun belki emek açığını gidermek için onlar teşvik uygulayacak.
Türkiye'nin Avrupa yolculuğu, iki taraf için de tarihin akışı, aklın yoludur. Bu nehri tersine çevirmek artık mümkün değildir.
Avrupalı siyasetçilerin, seçim kaygıları ile ve seçmenlerini yatıştırmak amacıyla yaptıkları çıkışlar hevesimizi kırmamalıdır.
En azından şunu düşünelim: AB üyeliği için attığımız hangi adım bizi pişman etti?
Karşılıklı menfaatlerin inşa ettiği bir yol, inişi çıkışı olsa da hedefine mutlaka gider. Bu da gidecek.
Kendimize güvenelim ve rahat olalım..
Bu iş olacak
Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasını önerecek olan ilerleme raporu iki gün sonra açıklanacak
Haberin Devamı

