Tayyip Erdoğan, türban ve imam hatip sorununu çözmeye adanmış bir fedai olarak siyasete atıldı.
İçteki şartları iyi değerlendirdi, dış rüzgârı yelkenlerine doldurdu ve partisini üst üste iktidar yapan seçim başarıları elde etti.
Bu başarı, yolun başındaki dinci taahhütlerin baskısından ve laik rejimle kavgalı bir iktidar görüntüsü vermekten partiyi kurtarmak için fırsattı ama kullanmadı.
AKP Anayasa Mahkemesi’nde laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna dair hüküm giymesine rağmen iki vaadinin de peşini bırakmadı.
Üniversitedeki türban yasağını kaldırma amaçlı hamlesi yargıdan geri dönmüştür ama idari manevralarla bu yasağın fiili olarak eridiğini hep görüyoruz.
Son YÖK kararı ile Erdoğan ikinci rüyasını da gerçekleştirmiş oluyor.
Çünkü imam hatiplerin üniversite yolunu tıkayan katsayı önümüzdeki yıldan itibaren uygulanmayacaktır.
Karambolde gol...
Kararın imam hatip lisesi mezunlarına hukuk, tıp, siyasal ve mühendislik gibi alanlarda yüksek öğrenim olanağı kazandırmak için alındığını herkes biliyor.
Tarikatların müritlerine “adliyede ve mülkiyede çoğalma” talimatı verdiğini de...
Başbakan “meslek lisesi mezunlarının mağdur edildiği bir süreci düzelttikleri için” YÖK üyelerine teşekkür etti.
Teşekkür yerine gitsin fakat “meslek liseleri karambolü”nde sisteme gol atıldığı gerçeği gözden kaçırılmasın.
Cumhuriyetin temel devrimlerinden biri olan “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” eğitim ve öğretim birliği sağlarken tek istisnayı imam hatip okulları için tanımıştır.
Yasanın 4’üncü maddesi, imam hatiplik gibi din hizmetlerinin yerine getirilmesi ile uğraşacak memurların yetişmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’na “ayrı mektepler” açma görevini vermiştir.
Yani imam hatip okulları, görev tarifi açıkça yapılmış, sayıları da devletin bu işte ihtiyaç duyacağı personel ile sınırlı okullardır.
Acaba yargı ne der?
İmam hatiplere, ilâhiyat fakülteleri dışındaki alanları açmak kanunun ruhuna aykırı bir uygulamadır.
Çünkü öyle bir durumda laik temellere dayalı eğitim veren okullara din temelli bir alternatif oluşacaktır.
Açıkçası, devrimden önceki okul ve medrese ikiliğinin hortlama tehlikesi doğabilecektir.
İktidarın din sömürüsüne bağımlılığı ortada; imam hatip okullarının her bakımdan teşvik ve destek görürken laik eğitim veren genel liselerin kasıtlı olarak ihmal edileceğini ve hızla kalite kaybedeceklerini tahmin etmek zor değildir.
AKP hakkında açılan kapatma davasının iddianamesinde imam hatipler ve Milli Eğitim Bakanı Çelik’in söylem ve eylemleri geniş yer tutmuştu.
Bir dava veya itirazla önlerine gittiği takdirde YÖK’ün bu kararına yargının söyleyeceği bir söz mutlaka olacaktır.
Laik eğitimin helvasını karmaya hazırlananlar acele etmesin!
Bu iş bitmedi
Haberin Devamı

