Doksan yaşını idrak eden Türkiye Cumhuriyeti dün iki kıtayı deniz altından birleştiren Marmaray ile taçlandı.
“Yaptırmam - Sattırmam” diye itiraz eden zihniyeti onaylamıyoruz ama böyle büyük yatırımların çok iyi etüt edildiğini de bilmek istiyoruz.
Marmaray’a gerçekten ihtiyaç olup olmadığını, İstanbul’da hayatı özellikle de trafik sıkışıklığı açısından rahatlatıp rahatlatmadığına bakarak anlayacağız.
Marmaray ve onunla beraber sayılan milyarlarca dolarlık projeler kuşkusuz İstanbul’da yaşam kalitesini yükseltecektir.
Türkiye’nin dünyada nihayet iyi şeylerle, böyle yatırımlarla anılması imrenilecek bir durum.
Yalnız bir uyarıya ihtiyaç var:
Her işin karar vericisi olan Başbakan Erdoğan, iktidar sahibi bir İstanbullu’dur. İktidarını adil kullanıyor mu yoksa İstanbul’u kayırıyor mu?
Bugünkü siyaset 15 milyona yaklaşan kenti kurtaramaz.
Olsa olsa mahşeri erkene alır.
Gerçekleşmeye başlayan hayal projeler Anadolu’dan İstanbul’a göçü teşvik edecektir.
Oysa sanayi tesislerinin ve çalışan nüfusun İstanbul dışına göçünü özendirmek gerekiyor.
Aksi hâlde İstanbul, son teknolojilerin sergilendiği kalabalık bir fuar görüntüsü alacaktır.
Kim demişse doğru söylemiş; kentler yapıldıkça güzelleşir, İstanbul yıkıldıkça güzelleşen bir kent!
Ilımlı İslâm geçti
Siyaseti din istismarcısı niyet ve eylemlerden kurtarma vaktinin nihayet geldiğini düşünüyorduk.
Yine olmadı...
Önümüzde duran üç seçimde yine türbanla yatıp baş örtüsü ile kalkacağımız belli oldu.
Hacca giden AKP’li kadın milletvekilleri TBMM genel kuruluna baş örtüsü takarak girmeye karar vermişler.
Mahkeme kararları böyle bir eylemin suç olduğunu söylüyor.
Ama önce üniversitelerde, sonra yumuşak karnı olan her kurumda türban nasıl bir oldubittiye getirildi ise aynı oyun Meclis içinde oynanacak.
MHP ve BDP’den itiraz sesi gelmiyor.
CHP ise “usul tartışması” açarak itirazını gösterecek. Ve tabii karşısındaki cephe CHP’yi ezip geçecek.
Laikliğin sakatlanması değil ölümü demektir bu.
Yakın zamana kadar Türkiye’deki rejim “melez demokrasi” diye anılıyordu.
“Ilımlı İslâm” deniyordu.
Şimdi ne diyecekler?
Sahte laik mi?
İktidara gelen her parti sistemi böyle kökten değiştirecekse milletvekillerinin Anayasa’ya bağlılık yemini etmelerinin anlamı ne?
Bu göçün hızı nasıl kesilecek
Haberin Devamı

