Bu gerginlik ipi koparır

Haberin Devamı

Liderlerin grup konuşmaları siyasette uygar ilişkiler döneminin müjdesi olabilirdi.

Ülkeyi 30 Mart seçimine taşıyan söz ve eylemlerin ifade ettiği niyet ve hedefler, böyle bir beklentinin hayalini kurmaya izin vermiyor.

Yapılan şey seçimdir.

Seçimin iki temel tercihi iktidar ve muhalefet bloklarıdır.

Adresler şaştı bu seçimde. Başbakan muhalefette yer tutmayı düşünen vatandaşlara bir değil iki tercih sundu:

Seçim kampanyası boyunca cemaate yönelttiği eleştiriler ve ağır suçlamalar, CHP’ye gönderdiklerinden daha ağırdı.

Bu tutumu dünkü grupta değişmedi, daha açık çağrılarla geliştirildi.

Başbakan, Gülen cemaatini dağıtmaya değil, son dönemde dağılanları da toplayarak AKP çatısı altında toplanmaya çağırıyor.

Çöpsüz üzüm taktiği...

Dün şöyle dedi:

“Elinizdeki bilgileri bizimle paylaşın. Bu yapının ne kadar yalancı, takiyeci olduklarını eminim ki bu yapı içindeki kardeşlerim de gördü. Bu mücadelede onların da bizimle olmasını bekliyorum.”

Bütün parti liderlerinden milletin istediği şudur:

Gerilim siyasetinden lütfen vazgeçin!

Kavga kültürünün beşiği kahvehane ağzı ile kimin kime ne lâf oturttuğu dün önemini kaybetti.

Sözün bittiği, onun yerini yumruğun aldığı bir dönem mi geliyor?

Hayır böyle anlamamak, buna göre davranmamak gerekiyor.

Başbakan hükümetin acil gündemini açıklarken hedefler de saydı.

“Halkımız bize paralel devlet yapısı ile mücadele talimatı verdi” dedi.

Meclis lokal gibi...

Yolsuzlukla mücadele sorumluluğunu Meclis’le paylaşmanın gereğine inanmış olmalı; “Kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız” diye uyardı.

Seçim sonuçlarını Kürt sorununun çözümüne yönelik süreç için halk onayı sayması da önemlidir.

Ama her şeyden daha önemli bir şey varsa o da CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasını yapmaya giderken Meclis binası içinde yumruklu bir saldırıya hedef olmasıdır.

Duyar gibi oluyorum:

“Bir şey olmadı, olayı büyütmeyin. Pireyi deve yapmayın..”

Demesi kolay.

Ama ortada sabıkalı bir saldırgan var.

Ateşli veya kesici silâh taşımaması kalabalıkta yarattığı tehlikeyi sıfıra indirmiyor.

O saldırganın Meclis’i kana bulayacak bir çılgınlığa kapılabileceğinden veya razı edilebileceğinden korkmak gerekir.

Yani tedbir, tedbir...

İlk tedbir de partililerin özellikle grup toplantısı yapılan salı günlerinde Meclis’i ortak lokal gibi kullanmalarına izin vermemek olabilir!

DİĞER YENİ YAZILAR