Bu da yolsuzluk

Yolsuzluk yalnız parayla pulla yapılmaz, değerler sistemine zarar verilerek de yapılır ...

Haberin Devamı

Yolsuzluk yalnız parayla pulla yapılmaz, değerler sistemine zarar verilerek de yapılır.

Meclis Yolsuzluk Komisyonu, raporunun bir yerine şöyle bir yorum sokuşturmuş:

"Yolsuzluk, dini olmaktan çok laik ahlâkla ilişkili bir sorun olarak görülmektedir."

Yani demek istiyorlar ki bu ahlâksızlık, laik kesime özgü bir hastalıktır!

Şimdi bunun ışığında düşünmek lâzım:

Fazilet'in trilyonluk Hazine yardımını hokus-fokuslayıp Saadet'e kavuşanlar;

Belediyelerdeki yolsuzlukların hesabını vermekten milletvekili dokunulmazlığı sayesinde kurtulanlar;

Mercümek'ler, Darçın'lar;

Oğlunun gemi sahibi olmasına 200 bin Euro vererek yardımcı olan "eski dost" şirkete devletin gemisini babasının malı gibi ihalesiz teslim eden Ulaştırma Bakanı;

Ve adlarını bu sütuna sığdıramayacağım eski-yeni bir sürü Milli Görüş'çü...

AKP iktidarı bunları laik rejime bağlılığını göstermek için mi kolluyor?

İnsanda biraz sıkılma olur.

Laikliği savunmalarından vazgeçtik, bir de sinekten yağ çıkarma metodu ile laikliği çürütmek için kurnazlık yapmışlar.

Bunlar, halkın haklarını, özgürlüklerini ve ülkenin zenginliklerini çalan despotların, kralların, diktatörlerin, egemenliklerini din adına dayattıklarını, iki dünyada en büyük yolsuzluğun bu olduğunu iyi bilirler aslında...

Bilmedikleri bu tür kurnazlıklarla hizmet ettiklerini sandıkları dine zarar verdikleridir!

Sezer'in sürprizi
Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin AB'ye siyasi uyumunu sağlayan en dramatik pakete onay vererek sürpriz yaptı.

MGK'yı AB ülkelerindeki gibi danışma organına dönüştüren düzenlemeyi veto etmesi için Cumhurbaşkanı Sezer, uzun zamandır AB karşıt çevrelerin entrikalarla örülmüş baskılarına hedef oluyordu.

Cumhurbaşkanı, devrim niteliğinde birçok demokratik açılımı hayata geçirecek olan 7'nci Uyum Paketi'ni, hakkı olan 15 günlük inceleme süresini sonuna kadar kullanmadan onayladı.

Bu sayede, ordunun üst kademelerinden uydurma itiraz haberleri üreterek tabanı kışkırtmaya çalışanların heveslerini kursaklarında bıraktı.

Hepsine geçmiş olsun!

Türkiye, AB üyeliği istek ve iddiasını temellendiren bu güçlü adımla yeni bir aşamaya gelmiştir.

Veto hakkını kullanacağından korkulan Cumhurbaşkanı'nın tavrı, AB'nin artık günlük siyasetin ve geçici rekabetlerin çok üstüne çıktığını göstermiştir.

Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne tarihi götürüyor, demokratik geleceği çağırıyor.

Bunu halk istiyor, iktidarla beraber muhalefet de destekliyor.

Askerin bu ilerleyişe karşı olduğu yolundaki iftiralar artık sadece, ufuktaki başarının kolay elde edilmediğini gösteren kötü anılar olarak hatırlanacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR