Bu da bir ders

Her gün değilse bile haftada bir insanlarına "Bir yaşıma daha girdim" dedirtecek bir ülkede yaşıyoruz...

Haberin Devamı

Her gün değilse bile haftada bir insanlarına "Bir yaşıma daha girdim" dedirtecek bir ülkede yaşıyoruz.

Bölücü teröre karşı savaşın en sıcak yıllarında verdiği başarılı hizmetlerle anılan bir komutan ülkeyi yerinden oynatan bir açıklama yaptı.

1995-97 yıllarında Diyarbakır Asayiş Kolordu Komutanlığı yapan, en seçkin madalyalarla taltif edilen Korgeneral Altay Tokat, bugün emekli bir asker olarak tecrübelerini komuoyu ile paylaşmak isterken demokrasi, hukuk ve devlet kavramlarına saygısı olan herkesi dehşete düşürdü.

Emekli Korgeneral Tokat, kamu görevlilerini -hakimler dahil- teröre karşı bilinçlendirmek için evlerinin yakınına bomba attırdığını itiraf etti!

Açıklamasının yarattığı patlama, attırdığı bombalardan daha büyük gürültü çıkarınca "Bunlar sadece ses çıkaran eğitim bombalarıdır" dedi ama nafile… Çünkü yapılan işi hiçbir bahane meşru gösteremez.

Komutan "Yapılan suç değil. Ayrıca zaman aşımı da doldu" derken Genelkurmay dün, emekli generalin sözleriyle ilgili soruşturma başlatıldığı yolunda bir açıklama yayınladı.

Devletin silâhlı gücünü, hakimleri "hizaya sokmak" amacıyla kullanma hakkını kendinde gören bir anlayışı, zaman aşımına uğrasa bile takipsiz bırakmamak Silâhlı Kuvvetler'in ve hukuk devletinin geleceğini koruma borcudur.

Gazeteler "Başarılı bir komutan olan Tokat'ın 1999'da emekliye sevk edilmesi sürpriz olmuştu" diye yazıyor. Demek ki sürpriz değilmiş… O emeklilik kararı, Silâhlı Kuvvetler'in sağlığını, kendini koruma mekanizmasının gücünü ve halk katındaki güvenilirliğinin sebepsiz olmadığını kanıtlıyor.

Son bir şey daha:

Bu korkunç itiraf, askerin her durumda sivil denetim altında olması gereğini, hepimizin anlayacağı kaba bir örnekle öğretiyor!

*****


Müsteşarla nereye?
Enerji Bakanı Hilmi Güler'in CHP'li bir bürokratı kendisine danışman yapma isteğinin Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'den dönmesi olay yarattı.

Kabul edilseydi hayret etmek gerekirdi.

AKP iktidarı açık oynuyor: "Allâme bile olsa, bizden değilse kimseye makam, mevki vermeyelim!"

Bu ayırımcı kafa yalnız ülkeyi değil, parti iktidarını da yetişmiş insanların yeteneklerinden mahrum bırakıyor ama ne gam?

Aslında Müsteşar Ömer Dinçer'i eleştirmeye kimsenin hakkı yok. O, "cumhuriyetin temel ilkelerinin, yerlerini daha İslâmi bir yapıya bırakması zamanının geldiğine inanıyorum" dediği tebliğinde bürokrasi için ne düşünüyor, onu da söylemişti.

Ömer Dinçer'e göre siyasi öncelikli İslâmî hareket iktidara geldiği zaman bürokrasi konusunda iki tercihi olacaktır: "Ya modern devleti İslâma tercüme ederek kullanmaya kalkışmak veya bürokratik mekanizmada yer alacak memurları dindar insanlardan seçmek…"

Dinçer birinci seçeneği önermiyor, memurları dindar insanlardan seçmeyi tercih ediyor. Bu seçimin "Beşeri yanı ağır basan bir iktidarı öne çıkaracağı kanaatindeyim" diyor.

Proje AKP tarafından alınmış, müellifi de müteahhit olarak işin başına getirilmiştir.

Başbakan "Ayırım yapmayın, ayıptır" diye çağrılar yaparken müsteşarı misyonunu yerine getiriyor.

DİĞER YENİ YAZILAR