Türkiye'yi yönetenler yıllardır başarıları değil yıkıcı başarısızlıkların suçunu paylaşıyor..
Demokrasilerin gücü, yalnız özgürlük geleneğine değil, ortak aklın kaynağı olacak bir "erdem havuzu"na sahip olmalarına dayanır. Bir de bu gücü milli meselelerde küçük hesaplara feda etmeyen liderlere..
Bizim neyimiz eksik?
Özgürlük geleneği tam olgunlaşmadı.. Faziletten yana fukaralık önemli bir sorun.. Ama Irak krizindeki iflâsımızın başta gelen sebebi, Türkiye'nin bu krize lidersiz yakalanmasıdır.
Çankaya'dan Meclis Başkanı'na, iktidardan muhalefete hatta MGK'ya kadar tüm yönetim aktörlerinin ortak oldukları bu suç, Türkiye'nin ufkunu karartmıştır.
Bugün Türkiye'nin önünü açan başarıyı paylaşıyor olacakken birbirimizi suçluyoruz..
Müthiş çelişki..
CHP lideri Baykal dün VATAN'a özel mülakatında diyor ki:
"Ayrılmaması gereken iki tezkereyi, yani üsleri modernleştirme tezkeresi ile Amerikan askerinin Irak'a girişine izin veren tezkereyi ayırdılar. Üslerin modernizasyonu için izin verdiler, Amerikalılar buraya lojistik birliklerini sevketti, hazırlık yaptı. Onlara 'ayın 18'inde çıkarırız' diye söz verildi, 1 Mart'ta reddedildi. Müthiş bir çelişki, büyük bir tutarsızlıktır."
Evet bu çelişki, alamadığı 26 milyar dolardan çok daha fazla şeyler kaybettirmiştir Türkiye'ye..
Cumhurbaşkanı'nın "meşruiyet takıntısı", Meclis Başkanı'nın Tayyip Erdoğan'a alternatif olma merakı, MGK'nın sorumluluğu paylaşmak isteyen iktidarı yalnız bırakması, yenilgiye giden yolun taşlarını döşemiştir.
Yeni bir MGK..
Elbette asıl sorumluluk iktidarın.. Baykal, devlet olma kimliğiyle bağdaşmayan o müthiş çelişkinin suçunu iktidara yüklüyor.
Peki CHP masum mu?
Muhalefet devlet kimliğine dahil değil mi? İlk tezkerenin kabulünden sonra ikincinin geri dönmemesi gerektiğini iş işten geçtikten sonra kavrayan ortak akla CHP 1 Mart'ta niçin katkıda bulunmadı?
"AKP'nin batırdığını ben düzeltirim" iddiasına halkı inandırmak için hangi özverisini, hangi faziletini örnek gösterecek?
Bu tecrübe, ortak aklı üretecek bir kurumdan yoksun olduğumuzu öğretmiştir. MGK bugünkü kompozisyonu ile yetersiz kalmıştır.
Devletin milli güvenlik siyasetinin oluşturulduğu MGK'da ana muhalefet partisi de temsil ediliyor olsaydı bu politik facia önlenebilirdi.
Muhalefet partisinin, milli güvenliği ilgilendiren tezkereye blok halinde muhalefet etme bahanesi kalmazdı!
Bu da bir ders
Türkiye'yi yönetenler yıllardır başarıları değil yıkıcı başarısızlıkların suçunu paylaşıyor.. Demokrasilerin gücü, yalnız özgürlük geleneğine değil, ortak aklın kaynağı olacak bir "erdem havuzu"na sahip olmalarına dayanır. Bir de bu gücü milli meselelerde küçük hesaplara feda etmeyen liderlere..
Haberin Devamı

