Bu da bir ders

Haberin Devamı

Güzel ülkemiz müşterilerini hayretten hayrete düşüren numaraların yapıldığı dev bir cambazhane görüntüsü yansıtıyor!

Her gün yeni bir şok yaşıyoruz.

Ergenekon operasyonları şimdiye kadar hep iktidar aleyhine dönüşen gündeme müdahaleler biçiminde kendini gösterdi.

Önceki gün Deniz Kuvvetleri’ne bağlı Beykoz’daki SAT Komando Okulu’na bitişik arazide yeni bir cephane gömüsünün bulunduğu haberi duyulduğu zaman pek çok kimse fazla şaşırmadı.

Çünkü Prof. Türkân Saylan’a ve çağdaş eğitim için çalışan kuruluşlara yönelen 12’nci dalganın toplum vicdanında yarattığı isyan, iktidar partisinden bile itiraz seslerinin yükselmesine sebep olmuştu.

O nedenle Beykoz’da araziden silâh ve patlayıcılar çıkarıldığı haberi ve hele arazinin Bedrettin Dalan’ın başkanı olduğu vakıfla ilişkisi, ilk anda yine cumhuriyet değerlerine bağlı bir hedefi karalayan ve Prof. Saylan’a yapılanları unutturmayı amaçlayan yeni bir “hayret bombası” atıldığı düşüncesini doğurdu.

Evet askeri eğitim alanı olarak kullanılan araziye sahiplerinin bile sokulmaması Dalan’ı hedef gösteren şüpheleri anlamsız kılıyor. Bu doğru ama ele geçirilen silâhların miktarı ve nitelikleri, ayrıca ilk anda 4 muvazzaf subayın gözaltına alınması vahim bir durumun varlığını işaret ediyor.

İhbar bir internet kafeden gönderilmiş.

Silâhların satılmak üzere mi çalınıp buraya gömüldüğünü yoksa darbe ortamı yaratmak amacıyla kurulduğu söylenen örgüte verilmek üzere mi saklandığını inşallah geç kalmadan öğreniriz.

Bunun şartı iktidarın Ergenekon soruşturmasını muhaliflerine karşı intikam silâhı olarak kullanmaktan vazgeçmesidir.

Prof. Saylan’a, Prof. Haberal’a ve “çağdaş yaşam”a yönelik hoyratlığın toplumda uyandırdığı tepki, iktidara ve yargıya karşı doğurduğu güvensizlik istismarın kimseye kazanç getirmediğini öğretmiş olmalıdır.

CHP lideri Baykal’ın dediği doğru:

“Kim darbe yapıyor? Çık ortaya, sor hesabını; sormazsan namertsin!..”

Ama dikkat!.. Siyasi ve ideolojik tamahkârlıkla soruşturmayı bulandırır sulandırırsan bunu yapamazsın.

Temiz insanları kirleteyim derken darbecilerin, çetelerin ekmeğine yağ sürersin!

Son cephanelik, bu soruşturmanın siyaset bezirgânlarının elinden kurtarılıp devlet ciddiyetine sahip ellere teslim edilmesi gerektiğini bir kez daha öğretmiş olmalıdır.

O meclis, bu meclis

Bugün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Yazık ki bayramın “çocuk kısmı”nı kutlamaktan daha ileri bir hakka lâyık durumda değiliz.

Bundan 86 yıl önce açılan TBMM “ulusal egemenlik”in kâbesi ve tam bağımsızlık hedefine kilitlenen milletin yüreği ve aklı oldu.

Kurtuluş Savaşı’nı ulusal bir meclisin denetimi altında gerçekleştiren büyük önderi, fedakâr ve kahraman arkadaşlarını minnet ve saygıyla selâmlıyoruz.

Onlar işgalci düşmanla savaştılar.

Oysa şimdi meclis çoğunluğu, düşman bellediği kişi ve kuruluşlara karşı iktidarın devlet gücünü kötüye kullanarak açtığı haksız savaşa seyircilik ediyorlar.

Doğan Grubu’na diz çöktürmek için iktidarın göze aldığı zorbaca haksızlığı dünkü gazetelerde okumuşsunuzdur. Olayın teselli veren tek yönü Doğan Holding’ten yapılan şu açıklamadır:

“Sindirme kampanyası yüzünden kuruluşlarımız husumet havasına girmeyecek, özgür habercilikten taviz vermeyecektir.”

Bu iyi çünkü yayıncılık kamu görevidir. Sorumluluk ve ahlâk gerektirir.

İhtiyacı olanlar dileriz ders alırlar!

DİĞER YENİ YAZILAR