Bu da AKP’nin Ergenekon’u mu?

Haberin Devamı

Eline geçirdiği iktidarı bırakmamak için AKP neleri göze alabilir?

Bu sorunun cevabına her gün yeni bir unsur ekleniyor.

Şüpheler zamanla kanaate evrilmişti ya; şimdi şimdi hüküm oluşuyor.

Ekonomik iktidardaki payını artırmak için damadının başında olduğu ticari gruba rakip talipleri Başbakan’ın Sabah-atv ihalesinden çekilmeye ikna ettiği konusundaki gensoruyu AKP, haklı olduğu için değil mecliste kalabalık olduğu için savuşturdu.

Cumhurbaşkanı seçimi sırasında CHP’den oy devşirmek için rüşvete bile başvurduğu, mahkeme kararı ile sabit oldu: Başbakan’ın en yakın arkadaşı, çocuklarının yurt dışındaki öğrenimlerini finanse eden iş adamı bu sebeple hüküm giydi.

CHP lideri Deniz Baykal dün parti genel sekreterinin makam odasında yaptığı bir özel görüşmenin dinlendiğini, bu işi de “iktidarın kontrolü altında güvenlik güçlerinin yaptığını” iddia etti.

Konuşmaların üç gün sonra “kelimesi kelimesine” bir dinci gazetede yayınlanması, iddiayı kanıtlıyor.

Peki güvenlik güçleri ile iktidar bağlantısı suçlaması ne kadar gerçekçidir?

Baykal bu teknolojiyi ancak devletin güvenlik güçlerinin kullanabileceğini söylüyor ve “Buna muktedir başka hangi kadro var? Kim tayin etti o insanları?” diye soruyor.

Biri sizi gözetliyor!..

Koyduğu şu hüküm tartışılmaya değer: “Devlet bildiğimiz devlet, hukuk bildiğimiz hukuk olmaktan çıkmıştır!”

Gerçekten de yüksek yargı üyelerinden siyasetçilere (MHP Genel Sekreteri Paçacı da dinlendiklerini iddia etti dün) valilerden resmi ve özel üst düzey yöneticilere kadar pek çok vatandaş “telekulak takibi” altında oldukları şüphesi içinde yaşıyor.

İktidarın yarattığı güvensizlik toplumda gitgide büyüyen bir kitlenin ruh sağlığını bozmaktadır.

Baykal’ın iddialarını cevaplayan İçişleri Bakanı Atalay, olayı aydınlatmaları için savcılara çağrıda bulunurken, iktidar olarak bu amaçla ellerinden geleni yapacaklarını vaat etti.

Fakat dinlemeyi “kişinin özel hayatına tecavüz anlamındaki bir olay” diye niteledi. Oysa daha vahim bir ihlâldir söz konusu olan.

Bir parti niçin dinlenir ve dinlenirse ne olur?

Watergate skandalı karşısında onuruna ve bağımsızlığına tecavüz edildiğine karar veren Kongre, bu ahlâksızlığın bedelini doğrudan Başkan Nixon’a ödetmişti.

Ve olayı “namus meselesi” öneminde takip ettikleri için siyasetçiler, savcılardan daha verimli, daha sonuç alıcı olmuşlardır.

Meclisin namusu

Bu dinlemeleri yapan da “AKP’nin Ergenekon’u” ise iktidar şunu bilmek zorundadır: Her iki hayaleti çözmek onun sorumluluğu altındadır. Ergenekon konusunda kimse iktidarın elini tutmuyor. Araştırsın, suçluları bulsun ve bir an önce yargılanmalarını sağlasın.

Ama iktidarın kendi Ergenekon’u için aynı kararlılık içinde olacağını bekleyenler dün İçişleri Bakanı’nın Baykal’ın iddialarına karşı “Bildikleri bir şey varsa açıklasınlar” dediğini işittikten sonra herhalde fazla umuda kapılmamak gerektiğini anlamışlardır.

CHP lideri Baykal meclise gensoru önergesi vereceklerini açıkladı. Çok hata ederler. Amaç sadece tarihe kayıt düşmek olmamalı. Muhalefet aletleri iyi kullanırsa sorun çözücü de olabilir.

AKP’nin meclisteki sayı üstünlüğü, gensoru ile denetim görevi yapmaya izin vermiyor. Meclis araştırması önermek çok daha gerçekçidir.

Gensoruyu reddetmenin haklılığı savunulabilir ama böyle bir namussuzluğa karşı “Gelin beraber araştıralım” çağrısına olumlu karşılık vermemek iktidar için savunulamaz.

DİĞER YENİ YAZILAR