Diyarbakır'da 21 yıl önce çöken Hicret Apartmanı'nda 93 kişi ölmüştü. Müteahhidi 1,5 yıl yattı, çıktı..
Konya'daki Zümrüt Apartmanı'ndan 26 ölü çıkarıldı. Kurtarılanların sayısı 31 olduğuna göre kurban sayısı 80'i bulabilir. Kurtarma çalışmalarında uzman AKUT'un sözcüsü Hakan Korkut "Marmara depreminde bile böyle enkaz görmedim. Çok çürükmüş" dedi.
Şimdi hırsızlığın kurabiyeye çevirdiği bu çürük kolonların suçlusu "Dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet'ten yargılanacak ve büyük ihtimalle Hicret'in müteahhidi gibi 1,5 yıl yatıp çıkacak.
Yapanın yanına kâr kaldığı, inşaat ve iskân izinlerini veren sorumlulara dokunulmadığı için rezaletler ve onun ürünü olan felâketler hayatımızdan hiç eksik olmayacak.
Bu yetersiz cezalar yüzünden daha ne kadar böyle utanç verici ölümlere mahkûm olacağız?
Daha önemlisi şu: Türkiye'de böyle yüz binlerce, milyonlarca bina var. Beklenen büyük İstanbul depremi gelip çattığında ne yapacağız?
Hırsız müteahhitlerin ve onların rüşvetle besledikleri sorumluların günahlarını o kıyamette binlerce masum insan ödedikten sonra kuracağımız linç mahkemeleri bize ne kazandıracak?
Önce yargı..
Bu çaresizlik girdabından kurtulmakta en büyük görev yargıya düşüyor.
"Cezalar yetersiz" sözü kolaycı bir teslimiyettir. Yasaları "toplumsal yarar" gözlüğü ile okuyan bir göz, caydırıcı cezaları aynı yasalardan mutlaka çıkarabilir. Nitekim bu yaratıcılığı yargı kap-kaç olaylannda göstermiştir. Suçu hırsızlık değil gasp sayarak ağır cezalar vermeye başlamış, bu sayede olaylarda gözle görünür bir azalma sağlanmıştır.
Yer seçimi yanlış.. Üstelik demirinden, çimentosundan çalındığı için çürük.. Apartmanı yapan müteahhit, onun mesulü olan mimar ve mühendis, izni veren kamu otoritesi böyle bir binanın çökebileceğini bilmezler mi? Bilirler..
O halde işledikleri suç niçin "dikkatsizlik ve ihmal sonucu ölüme sebebiyet" oluyor?
Bu düpedüz cinayettir. Hatta maddi menfaat sağlamak için çeteleşerek öldürmeye teşebbüs ve öldürme suçudur.
Sonra meclis..
Türkiye'nin içine düştüğü ahlâki çöküntü, mahkemeleri, halkın güvenliğini tehdit eden bu kirli ilişkilerin üstüne buldozer gibi yürümeye mecbur ediyor.
Deprem tehdidi soruna "acil ve hayati" damgası vuruyor.
Adalet en başta halkın can ve mal güvenliği için lâzım. Yapanın yanına kâr kaldığı sürece bu kitlesel cinayetler bitmeyecektir.
Cesur savcılar ve hakimler bu sorumlulukla aradıktan takdirde mevcut yasalarda bile halkı koruyacak caydırıcı cezaları mutlaka bulabileceklerdir.
Bunun yanında meclis de bayram tatilinden sonra ulusal felâket boyutu alan bu soruna el koymalı, cezalan ağırlaştırarak mahkemelerin işini kolaylaştırmalıdır.
Milletvekilleri unutmasınlar ki, kendileri ve aileleri de bir hırsız müteahhidin ve rüşvet yiyen işbirlikçilerinin bir gün kurbanı olabilirler.
Ve dokunulmazlıkları onları burada koruyamaz!
Bu cinayet suçu!
Diyarbakır'da 21 yıl önce çöken Hicret Apartmanı'nda 93 kişi ölmüştü. Müteahhidi 1,5 yıl yattı, çıktı..
Haberin Devamı

