Bu atraksiyonun hedefi AB mi?

Haberin Devamı

Dünyanın hiçbir yerinde yargı organına, yüksek hâkimleri ile yüksek mahkemelerine iktidar savaş açmaz.

Akla zarar bir tutumdur bu çünkü.

Başarılı olmak isteyen bir iktidarın, yargıyı baskı altında bunaltarak ulaşmayı düşleyebileceği hayırlı bir hedef olamaz.

O nedenle AKP iktidarının yüksek yargı ile giriştiği mücadeleyi hayra yormayanlar yerden göğe kadar haklıdır.

Türkiye’de yargının bağımsız olduğunu kimse iddia edemez. Yüksek yargının yaptığı, bağımsızlığına dokundurmamak değil, daha fazla geriletilmemek amacıyla günden güne umutsuzlaşan bir onur mücadelesi vermektir.

Avrupa Birliği, yargının diğer devlet kurumlarından bağımsızlığını, uyumun “sıradan değil asli bir parçası” olarak görüyor.

Bağımsızlığın özellikle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile teftiş sistemi yönünden sağlanması gerektiğine vurgu yapıyor.

Taciz ve tahrikler...

İstenen şeyin Türkçe özeti şudur:

1. Adalet Bakanı’nı HSYK’nın Başkanı, Müsteşar’ı da üyesi yapan düzene son verilmeli;

2. Bakanlığa bağlı teftiş sistemi HSYK’ya bağlanmalı.

Avrupa Birliği bu tedbirleri içermeyen adımlara yargı reformu denilemeyeceğini söylemektedir.

AKP iktidarı AB’nin bu tavsiyesine uyar mı?

Uymamak için imkânlarını sonuna kadar kullanacağını HSYK toplantıları zemininde yaşanan tartışmaları izleyen herkes tahmin edebilir.

Yüksek yargı mensuplarına gözdağı vermek için iktidarın başvurduğu yöntemler, muhataplarını kışkırtarak onları siyasi tartışma ortamına çekme tuzakları içermektedir.

Adalet Bakanlığı’nın belirlediği tayin listesi üzerinde HSYK’nın tasarruf yetkisi olmadığı yönündeki söylemler, kurulun “Biz noter değiliz” itirazını davet etmiştir.

Bu yetmemiş, kurulun bir üyesi uzaktan takibe alınıp gizli kapaklı olmayan özel bir buluşması suçmuş gibi kamuoyuna duyurulmuş, Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın, haklarında hoşlarına gitmeyen kararlar veren Sincan Ağır Ceza Mahkemesi üyesi, bakanlık güdümlü teftişe tabi tutulmuştur.

Hedef AB’yi etkilemek

Sincan Hâkimi Osman Kaçmaz dün yasa dışı dinlendiğini öne sürerek suç duyurusunda bulundu.

YARSAV Başkanı Eminağaoğlu da “Adalet Bakanlığı Telekulak Bakanlığı durumuna sokulmamalıdır” diye tepki gösterdi.

İktidarın bu baskı ve gerilim politikası ile yargıya diz çöktüreceğini zannetmesi mümkün değildir.

Öyleyse bile bile bu çatışmayı niçin sürdürüyor?

Amaç, bu kadarlık yargı bağımsızlığının bile erkler arasında çatışma yarattığını, daha fazlasını sistemin kaldıramayacağını anlatmaya çalışmaktır.

AB acaba AKP iktidarının bu atraksiyonundan etkilenip talebini erteler mi? Dileriz öyle bir şey olmaz.

Doğru olanı, bağımsız yargının ileride en çok kendilerine lâzım olacağı gerçeğine iktidarı ikna etmeleridir!

DİĞER YENİ YAZILAR