Bu ateş büyümeli

Bir toplumun eğitim düzeyi ve yönetici sınıfının kalitesi her şeyin belirleyicisi oluyor

Haberin Devamı

Bir toplumun eğitim düzeyi ve yönetici sınıfının kalitesi her şeyin belirleyicisi oluyor.

Türkiye'de eğitim düzeyi de, siyasetçi kalitesi de düşük. O yüzden "sorun çözme" adına sonuçlarla uğraşıyor, sorunları yaratan sebeplerin üstüne gitmeyi akıl edemiyoruz.

Meselâ Kürt sorunu, halâ tehdidini sürdüren bölücü terör, işsizlik ve göç olgusu, şehirlerdeki gasp ve kapkaç olayları, sebep sonuç ilişkisi içinde birbirlerini tetikleyerek büyüyor.

Siyaset tüm bu sorunların, Doğu'nun geri kalmışlığı sebebinden üreyen sonuçlar olduğunu bildiği halde cesur, yaratıcı, planlı çözüm hamlelerini hayata geçiremiyor.

Asıl sebebe yoğunlaşmayan çabaların havanda su dövmekten ileri gitmediğini, zaman ve kaynak israfı olduğunu göremiyor.

Türkiye'de sivil toplum, yaratıcı fikirler, eylem etkinliği ve saygınlık bakımından siyaset ve bürokrasiden daha güçlü insan malzemesine sahiptir. Ne yazık ki düzen, bu kalitenin siyasete yansımasına geçit vermiyor.

O halde sivil inisiyatifin etkinleşmesi bir çıkış yoludur.

Küçük bir yardım ateşinin kısa zamanda ne kadar büyüyebilen bir sevgi ateşi yaratabildiğini kanıtlayan bir haber yer alıyor bugünkü VATAN'da:

Cengiz Tünay Doğu'da yoksulluktan eğitim görmekte sıkıntı çeken çocukları kardeş edinmek için internet üzerinden bir adım attı. Girişimin VATAN'da duyurulmasını izleyen dört ay içinde kardeş eli uzatılan çocukların sayısı 17 bini aştı.

Kimse bu rakamı küçümsememelidir. Daha büyük sayılardaki çocukları koruyup kurtaracak potansiyel toplumda vardır.

Bu alanda kurulacak yeni sivil toplum örgütlerinin yaran yalnız yoksul çocuklara yardım etmekle sınırlı kalmaz. Siyasete yol gösterdiği gibi, yozlaşma döneminin unutturduğu erdemleri bize yeniden kazandırır.

Bencillik bu ülkeye mutsuzluk ve bozulma getirdi. Kurtuluşu getirirse, sivil toplumun dayanışması, sevgi ve cömertliği getirecektir.

Winston Churchill'in şu sözünü severim: "Aldığınızla hayatınızı kazanırsınız. Verdiğinizle hayatinizi kurarsınız.."

Doğu'daki çocuklara sevgi ve yardım vermedikçe özlediğimiz hayatı kuramayız.

Basına vur, oy al!
Dışişleri Bakanı Gül, Sabah'a verdiği mülakatta ilginç şeyler söylemiş.

Meselâ diyor ki: "Basının üstüne gidince kamuoyu yoklamasında oylarımız daha çok artıyor." Ama hemen ardından bunun sağlıklı bir şey olmadığını, buna kanmanın yarın başlarını belâya sokacağını kabul ediyor.

Doğrudur.. Çünkü yeni TCK'ya konulan basınla ilgili hapis cezaları, yolsuzluk olaylarının haber yapılmasını, toplumun haberdar edilmesini imkânsızlık ölçeğinde zorlaştıracaktır.

Vurgun ve soygunla mücadelenin önünü kesen bu tedbir belki bir süre "yalancı cennet" yaratabilir. Hapis korkusu ile susmaya mecbur edilen medyadan iktidar hıncı da çıkarabilir.

Ama ne zamana kadar?

AKP, elde ettiği iktidarı, özgürlüğünü korkusuzca kullanan medyaya borçlu olduğunu umarız çok geçmeden hatırlar!

DİĞER YENİ YAZILAR