Böylesi daha iyi

Hukuk devleti vatandaşın sadece canını ve malını değil onurunu da korumalı

Haberin Devamı

Hukuk devleti vatandaşın sadece canını ve malını değil onurunu da korumalı.

Günahsız bir insanın lekelenmesi hiçbir bahane ile mazur görülemez.

Ama bu ülkede yıllar yılı sayısız insan suçlu olduklarına mahkemeler henüz karar vermeden toplumsal linçe tabi tutuldu.

Bunun iki olumsuz sonucu oldu:

1. Suçlanan kişiler daha yargılanmadan bir anlamda infaz edildi;

2. Yayın yoluyla toplumda oluşan tepki mahkemeleri sanık aleyhine etkiledi.

AB sürecinde gerçekleştirdiğimiz son hukuk reformları olmasaydı bugünlerde gazete ve televizyonlar, eğitim alanında kökleşmiş itibarlı bir derneğin nasıl açgözlülükle ve cüret rekorları kırılarak soyulduğu haberlerini veriyor olacaktı.

Yeni Ceza Muhakemeleri Kanunu bu yanlışı önlemiştir.

Mahkeme, savcılığın söz konusu derneğin yöneticileri hakkında ciddi suçlamalar içeren iddianamesini (sağlam delillere dayanmadığı gerekçesiyle) reddetmiştir.

Reformdan sonra yaşanan bu ilk uygulama, haysiyet mezbahası" tecrübesinin acılarını yaşayan toplumumuz için mutlu bir gelişmedir.

Reformun hazırlığı aşamasında şüphe besleyenler arasında biz de vardık. Çünkü haberin önündeki engellerin yolsuzlukla mücadeleyi zora sokacağından korkuyorduk. Şimdi daha rahatız.

Hakim delilleri yeterli bulmayabilir ve davayı reddedebilir.

Ama bu durum yalnız şüphe altındaki kişinin teşhir yoluyla cezalandırılmasını önlemekle kalmayacak, birini suçlarken savcıları da sağlam deliller bulmaya mecbur edecektir.

Yani adaleti etkinleştirecektir.

Peki iddianameyi reddeden hakim yanılmış olamaz mı? Olabilir ama üst mahkemeye yapılacak itiraz bu ihtimale karşı teminattır.

Medya olarak yolsuzluk iddialarıyla ilgili haberleri artık eskisi kadar kolay ve çabuk veremeyeceğiz.

Ama bundan şikâyetçi olmayacağız.

Çünkü vereceğimiz haber bundan böyle en azından hakimin delillerini ciddi bulduğu bir suçlamaya ait olacaktır.

Hem haysiyetler korunacak, hem yeterli delilleri başta bulmaya mecbur bir adalet anlayışını yerleştirecektir.

Siyasi ihtiras yangınları..
Erkan Mumcu yeni bir lider ama klasik yöntemler kullanıyor.

Anayasa'da YÖK'le ilgili bir değişiklik yaparak türban yasağını boşlukta bırakmak üzere iktidara işbirliği öneren ANAP Genel Başkanı neyin peşinde? Ülkeyi karıştırmanın kendisine ne kazandıracağını düşünüyor acaba?

Hesabı, iktidarı zora sokup AKP tabanındaki türban takıntılı seçmenleri devşirmek ise bu radikaller aptal mı; Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına rağmen yasağın kaldırılacağına inanırlar mı?

Cehalet üzerine oynayan siyasetçilerin her dönemde üniversite ile kavgası olmuştur. Bu da onlardan biri..

İnanıyoruz ki iktidar bu tuzağa düşmeyecektir!

DİĞER YENİ YAZILAR