Böyle yürümez

Haberin Devamı

Siyasetçi oy avına çıktığı zaman çekilmez oluyor. Çünkü yaptıkları ve söyledikleri insanları isyan ettiriyor.

Terörü bitirmeye yönelik çabalara muhalefetin uzak durması ne kadar anlaşılmaz ise iktidarın bu sorunu sürekli sıcak tutan tavrı da o kadar çelişkilidir.

İktidar bir yandan “Açılımın içinde ne var aç da görelim” diyen muhalefeti “Böyle işler açıla saçıla yürümez, gizliliği ve disiplini vardır” diye cevaplarken bir yandan da Başbakan günde bazen üç-dört yerde kürsüye çıkıp “demokrasi açılımı” pişiriyor.

Tabii suçlamalar ve tahriklerle muhalefetin ensesinde boza da pişiriyor!

Dün İstanbul’daki AKP il başkanları toplantısında Başbakan Erdoğan konuşmasına her zamanki gibi “anneler ağlamasın, evlâtlar toprağa düşmesin” tiradı ile başladı sonra aniden şunu deyiverdi:

“Birileri terör sorununu çözmek istemedi!”

Bu, muhalefetle samimi olarak işbirliği yapmak isteyen bir siyasi liderin söyleyeceği söz değildir. Çünkü her şeyden önce gerçeği yansıtmıyor.

İnsanlar unutkandır ama AKP’nin iktidarı “sıfır terör” ortamında devraldığını unutacak kadar değil!

Birilerinin terör sorununu çözmek istemediğini iddia eden siyasetçi eğer 7 yıldır işbaşında olan kişi ise, herkesten önce kendi sorumluluğundaki yılların hesabını vermek zorundadır.

Ama herkes için en iyisi böylesine hassas bir sorunu, oy avlama siyasetinin sakızı olarak çiğnemekten vazgeçmektir.

Başbakan dün CHP lideri Baykal’a bayram ertesi mektup yazacağını, kabul ederse gidip konuşacaklarını söyledi.

Doğru bir karardır bu. İkinci bir mektubu MHP lideri Bahçeli’ye göndermesinde bile büyük yarar vardır.

Eğer kapımıza geldiği söylenen terörü bitirme şansı, siyasi itiş kakış yüzünden heba edilecek olursa, şu veya bu partinin değil baştan aşağıya tüm siyaset kurumunun başarısızlığı olacaktır.

Siyaset yandaşları bilemek için değil akıllı insanları ikna etmek için yapılmalı!

İktidar kıskançlığı

Önemli yerlere gelmiş siyasetçiler bile bazen sahip oldukları şansların değerini bilemiyor.

Başbakan önceki gün gazete ve TV yayın müdürlerine “Merkez Bankası’nın durumunu tasvip etmiyorum. Enflasyonun hesabını millete ben veriyorum” demiş, dün de AKP il başkanları toplantısında şikâyetinin gerisindeki nedeni açıklamıştı:

“Özerk kurumlar faydalı olmuyor!”

Halbuki birilerinin anlatması gerekirdi ki Merkez Bankası iktidarın onurunu kurtarmıştır. Başbakan Yardımcısı Babacan dün Londra’da söylediklerini keşke gitmeden önce Başbakan Erdoğan’a da söyleseydi:

“Merkez Bankası’nın özerkliğinin ekonomideki başarımızın ana unsurlarından biri olduğunu düşünüyorum.”

Gerçekten de özerk bir kurum olarak Merkez Bankası, Başbakan’ın inancının aksine faydalı olmuştur. Çünkü o da, bağımsızlığı gasp edilen kurumlardan biri olsaydı iktidar çok daha altından kalkılamaz hesapların muhatabı durumuna düşerdi.

Merkez Bankası rolünü doğru oynamıştır. Faizi indirmiş, özel sektör kredi kullanabilir hale gelmiştir. Şu anda yalnız özel sektör değil Hazine de ucuz para buluyor.

Ama o “Belediyelere nasıl para vereceğim?” derdinde.

“Banknot matbaasını çalıştır” emrine “başüstüne” diyen Merkez Bankası özlemle değil ibretle hatırlanacak bir geçmiştir.

AKP iktidarı, özerk kurumları çoğalmış bir demokrasiye yürümelidir.

Unutulmasın: İktidar paylaşıldıkça demokrasi çoğalır!

DİĞER YENİ YAZILAR