Böyle gitmez!

Mahkeme duvarlarında gördüğümüz "Adalet mülkün temelidir" sözü artık eskidi. Çünkü esenliğini garanti altına almak zorunda olduğumuz değerler çağımızda çeşitlendi ve genişledi

Haberin Devamı

Mahkeme duvarlarında gördüğümüz "Adalet mülkün temelidir" sözü artık eskidi.

Çünkü esenliğini garanti altına almak zorunda olduğumuz değerler çağımızda çeşitlendi ve genişledi.

Hukukun üstünlüğünü kanıtlamakta zaaf gösteren bir rejimin vatandaşlarına güven vermesi, toplumsal banşı teminat altına alması ve itibar görmesi mümkün olamıyor.

AKP lideri Tayyip Erdoğan hakkında önceki gün Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar yargı alanında ciddi bir sorunun varlığına işaret ediyor. Bu gerçekle yüzleşmekten korkmamalıdır Türkiye.

Parti organları dün Erdoğan'ı yeniden seçerek mahkemenin isteğini yerine getirdi. Anayasa Mahkemesi'nin Erdoğan'ı genel başkan olarak tanımayan kararının yarattığı heyecan ve kargaşa 24 saat bile sürmedi.

Ama kararın veriliş biçiminin düşündürdüğü olumsuzluklar sürecektir.

Çünkü Anayasa Mahkemesi'nde 6'ya 5 iki blok oluştuğu, bunun siyasi görüş farkına dayalı bir ayrışmadan doğduğu konusundaki şüpheler derinleşmiştir.

Susmak saygı değil
Anayasa Mahkemesi Tayyip Erdoğan'ın kurucu üyelikten ihracını hükme bağlayan ve partiye ihtar veren 9 Ocak 2002 tarihli kararını 5'e karşı 6 oyla oluşturdu.

Kurucu üyelikten ayrıldığı tarihten bu yana Erdoğan'ı genel başkan saymayan iki gün önceki kararını da aynı kılpayı çoğunlukla, yani yine 5'e karşı 6 oyla verdi.

Siyasi bloklaşma YSK'da da gizlenemez biçimde kendini gösteriyor.

Yedi üyeli Yüksek Seçim Kurulu, Erdoğan ile Erbakan'ın son seçimde aday olamayacaklarına 4 üyenin oyu ile karar verdi. Öteki üç üye karara muhalif kaldı.

Düşünün.. Mesleklerinin en yüksek bilgi ve deneyim düzeyine ulaşmış yargıçlar aynı hukuk metinlere bakarak karar oluşturuyor ve siyasi konularda her defasında 5'e karşı 6 bölünüyor. Bu makul görülemez.

Susmak, yargıya saygı olamaz.

Siyaset bulaşmasın
Blokları, hakimlerin atandıkları iktidar dönemlerinin zihniyeti belirliyor. Anayasa Mahkemesi'ndeki muhalif yargıçlar Özal tarafından atanmış, YSK'daki muhalif üç üye de yine ANAP döneminde getirilmiş.

İki kurumun toplumda uyandırdığı güven duygusu, son kararlar yüzünden hızlı bir aşınmaya uğramıştır. Bu aşınmanın sebebi verilen kararlar değil, politik etkilerin mahkeme kararlarında belirleyici olduğu şüphesidir.

Değişmeyen 5'e 6 dengesi hukuku hançerliyor.

Hukuk herkese lâzım. Sorun, çözüme katkıda bulunacak herkesten ve her kurumdan çaba, cesaret ve yaratıcılık bekliyor.

İyi cumhurbaşkanı ile iyi mahkeme, kötü cumhurbaşkanı ile kötü mahkeme..

Böyle şey olmaz.

Her şeyin temeli olan adalet, daha sağlam güvencelere bağlanmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR