Böyle gitmez!

Memur maaşlarına zam pazarlığı önümüzdeki iki haftanın gündemine damgasını vuracak. Başbakan Yardımcısı Şahin'in dünkü açıklaması işaret fişeği gibiydi:

Haberin Devamı

Memur maaşlarına zam pazarlığı önümüzdeki iki haftanın gündemine damgasını vuracak.

Başbakan Yardımcısı Şahin'in dünkü açıklaması işaret fişeği gibiydi:

"Enflasyon hedefimiz 2005'te yüzde 8'dir. Öncelikle enflasyon hedefini dikkate alarak bir değerlendirme yapmamız gerekecektir. Memurlar dışında başka ihtiyaçlar için de pay ayırmak zorundayız."

Hükümet belli ki pazarlığı yüzde 8 zam önerisi ile başlatacak.

Bu çapta bir artışın kabul edilemeyeceğini ilân eden memur sendikaları hemen güç birliği kararı aldılar.

Sendikalara göre kamuda bugün ödenen maaşların ortalaması 683 milyon liradır ve önümüzdeki yıl bu miktar 1 milyar liranın üstüne çıkarılmalıdır.

Ekonomik kriz nedeniyle geçmiş yıllarda memurdan esirgenen haklar "madem ki kriz aşıldı ve büyüme rekorları kınlıyor", artık geri ödenmelidir.

Ayıbın faturası
Sendikacıların dün NTV'deki tartışmalarını izlerken hâlâ koyun pazarlığı ilkelliğine takılı kalmış olduklarını görerek üzüldüm.

Sözleri, enflasyonlu dönemlere özlemin, çağ gerisinde kalmış ideolojik sloganlarla ifadesi gibiydi.

Sanki enflasyonla mücadelenin başansını ve sürdürülebilir bir büyümenin yakalanmasını hedefleyen program hiç umurlarında değildi.

Evet bu ülkenin memurları ıstırap çekiyor. Yoksulluk sının altında bir gelirle yaşamaya mahkûm edilmiş memurlar devletin ayıbıdır. Bu ayıbın bedelini yalnız memur ödemiyor, devlet ve millet de ödüyor.

Yoksul ve mutsuz memur, kaliteli eğitim, sağlık, adalet hizmeti veremiyor, bazıları buldukları yasa ve ahlâk dışı fırsatları değerlendirmekten çekinmiyor.

Haksızlığı ve yolsuzluğu önlemenin çaresi, bütün memurlara eşit oranda zam vermek midir?

Ve bu zammı, öngörülen enflasyonun birkaç kat üstünde tutmak mıdır? Hayır..

Çare küçülmek
Türkiye'de 2 milyon 200 bin memur var. Bu çokluk, daha etkin bir hizmet üretmiyor. Tersine mutsuz memurların sayısını ve sakıncalarını artırıyor.

Bu ülkenin ihtiyacı, daha iyi yaşama şartlarına kavuşturulmuş daha az sayıda memurdur. Hakim gibi yaşatmadığımız hakimlerle özlediğimiz adalete, doktor gibi yaşatmadığımız doktorlarla iyi bir sağlık hizmetine, öğretmen gibi yaşatmadığımız öğretmenlerle güzel bir geleceğe kavuşamayız.

Yıllardan beri "devlet küçülerek etkinleşmeli" edebiyat dinliyoruz. Ama gelen her iktidar, yarı aç, yarı tok yaşattığı devlet memurlarına yeni yüz binleri ekliyor.

Devletin memur maaşı için ayırabildiği kaynağı artırmak, yani 2 milyon 200 bin memura onurlu bir yaşam sağlamak olanağı bulunmadığına göre çare bellidir:

Bu kaynağı daha az sayıda memura bölüştürmek..

Yazık ki bu çözümü seslendirmeye kimse cesaret edemiyor.

Böyle gelmiş ama böyle gider mi?. Kimse bunu düşünmüyor!

DİĞER YENİ YAZILAR