Meclis Irak için genel görüşme talebini bugün karara bağlayacak.
İstek kabul edilmeli; geç bile kalındı.
Çünkü biz halâ 1 Mart tezkeresinin geri döndüğü günün şartlarını yaşıyor gibi davranıyor, atıyor, tutuyoruz.
Halbuki çok şey değişti.
Bir defa Türkiye figüran bile değildir bu oyunda, sadece seyircidir. Tribünden attığımız naraları ciddiye alan yok.
Başbakan geçen gün Kürt göçmenlerle nüfus dengesi değiştirilen Kerkük’te referandum yapılamayacağını söyleyip “Buna seyirci kalamayız” demişti.
Üstelik uyarısı, Amerika’nın eski dışişleri bakanı Baker’ın başkanı olduğu Irak Çalışma Grubu’nca hazırlanan rapordaki tavsiyeyle örtüşüyordu. O rapor da “Kerkük referandumu ertelensin, yoksa etnik çatışmalar bölgeyi saracak” diyor.
Washington dün Başbakan Erdoğan’ın çağrısını buna rağmen kaba bir şekilde geri çevirmiştir. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey, Kerkük’teki referandumun ertelenmesini istemediklerini ifade etmiştir:
“Irak anayasasında Kerkük’ün statüsünün belirlenmesine ilişkin mekanizmalar var ve biz Irak hükümetinin bu planlarla hareket etmesini bekliyoruz.”
Peki PKK rahatsızlıkları? Sözcü Casey’in buna cevabı da şu:
“Başkan Türkiye ve Irak’ın, ortak sınırlarındaki herhangi bir güvenlik meselesiyle başa çıkarken bizimle işbirliği içinde beraber çalışabildiğini görmeye önem atfettiğini ifade etti!”
Meclis 1 Mart tezkeresinin reddinde hangi partinin daha fazla günahı var tartışmasına hiç girmemeli ama tarihe karşı o büyük suçun işlendiği güne geri dönülemeyeceği gerçeğini kabullenmelidir.
Belki o zaman akılcı yollar açılabilir.
Hem Irak’taki Kürt yönetiminin devletleşme sürecine karşı durmak ve hem PKK’nın tasfiyesi amacında onların işbirliğini istemek pek gerçekçi olmuyor.
Samimiyeti kanıtlamanın şartı ne?
İktidar, temiz siyasetin ümidini uyandıracak bir hamle yapıyor.
Dileriz samimi bir adımdır.
Aslında siyasetin finansmanına şeffaflık getirilmesi, mal bildirimindeki gizliliğin kalkması ve siyasi etik komisyonu kurulması heyecan verici hamlelerdir...
Ama ah!.. Dokunulmazlık yarası kapanmadan hiçbir adımın inandırıcılığı olamaz.
TÜPRAŞ hisselerinin Ofer’e satışı ile ilgili işlemin kanunsuzluğu yargı kararı ile belirlendiği halde ortada yargının hesap soracağı bir siyasi sorumlu yok.
Başbakan ve Maliye Bakanı bu kişi ile gizli görüşmeler yapmıştır fakat yargı “Ne konuştunuz?” diye sorma hakkına bile sahip değildir.
Çünkü mecliste çoğunluğunuz varsa size kimse dokunamaz.
Böyle gitmez
Meclis Irak için genel görüşme talebini bugün karara bağlayacak. İstek kabul edilmeli; geç bile kalındı. Çünkü biz halâ 1 Mart tezkeresinin geri döndüğü günün şartlarını yaşıyor gibi davranıyor, atıyor, tutuyoruz
Haberin Devamı

