Boşuna zahmet!

Haberin Devamı

Başbakan’ın TV söylevlerini “bizim çocuklar” diyebileceği medyacılarla soru-cevap formuna dönüştürmesi akıllı bir tercihtir.

Hem demokratik bir zeminde her soruya cevap veren bir Başbakan görüntüsü veriyor hem de kontrolü elinde tutarak risk almadan işi götürüyor.

TV söyleşilerinin en vazgeçilmez bölümü artık medyaya yönelik eleştiriler oluyor.

Akşam Başbakan, terör saldırılarına ilişkin haberlerin görülmemesi isteğini yaptırım geleceği imaları eşliğinde verdi.

Sansürden doğacak boşluğun terör örgütüne ve fitne-fesat peşinde koşan çevrelere daha kullanışlı bozgunculuk fırsatları sunacağı tehlikesini açmaya ne yazık ki kimse cesaret edemedi.

Başbakan Erdoğan, eğitimde 66 ay tartışmasının devam etmesinden hoşnut olmadığını “açık-net” ortaya koyma fırsatını da kaçırmadı.

Veliler üstünden herkesi etkilemeye çalıştı.

Çocuğunu okula göndermek istemeyen ebeveynleri eleştirirken yine sertti:

“66 aylık çocuğa rapor alanları ben evlâtlarına ihanetle vasıflandırıyorum. Niye?.. ‘Evlâdım geri zekâlı’ diyorlar.”

4+4+4 aceleye getirilmiş işlerin zaaflarıyla doğmuştur.

Uzmanlara ve bilimsel tartışmalara yeterli zaman bırakılmadan kabul edilen bu sistem eğitimde reform değil darbe yapmıştır.

Kimse evlâdına durduk yerde “geri zekâlı” dedirtmek istemez ama anne ve babaların da iki yaş daha büyük çocukların bulunduğu sınıfa konulacak olan yavrularında kalıcı hasarlar oluşacağından korkmaları neden kabahat olsun?

Başbakan keşke özgür bir tartışma ortamında eğitimcileri ikna etmeyi deneseydi...

Erdoğan’ın açıklamaları, her biri ayrı yazı olacak ondan fazla konuyu kapsayacak genişlikte oldu.

Terörle mücadeleden teröristle kucaklaşmaya, dokunulmazlıklar meselesinden yeni anayasaya, Esad’dan mülteci sorununa...

Eleştiriye tahammül eksiği ve üsluptaki sertlik Başbakan’ın konuşmalarının değişmeyen niteliklerini oluşturmaya başladı.

Sebep yorgunluksa telâşı boşunadır.

Çünkü cuma günkü açıklamaları dün bütün bir gün muhalefet partilerinden hiçbir karşılık bulmamıştır.

Dün DP eski Genel Başkanı Süleyman Soylu ile buluşup görüştü. Onu da HAS Parti Genel Başkanı Kurtulmuş gibi AKP’ye katılmaya önünde sonunda ikna edecektir.

Küsurat oylar peşinde boşuna yoruluyor.

Çünkü bu zahmeti haklı gösterecek bir siyasi muhalefet bulunmuyor ülkede.

Seminerde ezan!

Balyoz davasında emekli Oramiral Özden Örnek mahkemeye kamu vicdanını etkileyecek bir uyarıda bulundu.

Seminerin kaset kayıtları en önemli delildir.

Emekli komutan mahkemede bu kasetler dinlenirken her sesin sahibi kimdir diye sorulduğunu ama kaset kaydına geçmiş olan ezan sesi hakkında bir soru sorulmadığını hatırlatarak şunu dedi:

“Eğer bu sesler (ezan) orijinal kayıtsa size haberim var: Kaydın yapıldığı yer ses geçirmez. Şimdi bu ezan nasıl izah edilecek?”

Cevabı kolay: Demek ki montaj yapılmış.

Ezan sesi, adaletsizliğe ilâhi bir müdahale mi oluyor acaba?!

DİĞER YENİ YAZILAR