Boşuna gitmiş!

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan G-20 Zirvesi’ne krizin bizi “hamdolsun” teğet geçtiğini söyleyerek gitti.

Onun okuduğu ekonomi ve geçirdiği tecrübe, G-20 boyutundaki bir ülkeyi yönetmeye yetmez.

Peki Başbakan ekonomi uleması mı olmalı?

Böyle bir mecburiyet de yok elbette.

Yeter ki en iyileri arayıp bulacak ve onların aklından yararlanmayı bilecek marifete sahip olsun..

Hemen herkes “teğet geçti” diyen Başbakan’ın piyasaların moralini yüksek tutmak amacıyla böyle konuştuğunu zannetti.

Zirvede alınan kararlar ışığında oluşturulmasını emredeceği tedbirlerin hemen hayata geçirileceğini bekledi.

Çünkü ABD Başkanı Obama’nın dediği gibi yaşanan küresel ekonomik kriz, koordine edilmiş bir küresel karşılamayı, yani topyekûn bir karşı müdahaleyi zorunlu kılıyor.

Bütün liderler bunu anladılar.

İzleyen üç ayda katılımcı ülkelerin yönetimleri -Güney Afrika’dan Arjantin’e kadar- tüketimi ve üretimi canlandırmak için devlet harcamalarını artırıp vergileri yumuşatarak, işsizlikle ve durgunlukla mücadelede nefeslenme tedbirlerini yürürlüğe koydular.

Sadece Türkiye’de doğru dürüst bir şey yapılmadı.

Türkiye niçin sıfır?

Ticaretin yavaşlamasından en çok zarar gören ülke olmaya niçin biz adayız?

Çünkü iktidar yaklaşan yerel seçimlerden ve oy avcılığı hinliklerinden başka bir şey düşünemez hale gelmiştir.

Bütün dünya, en büyük tehlikenin belirsizlikten doğacağını bilerek hareket etmeye çalışırken AKP iktidarı IMF ile köşe kapmaca oynuyor. Her gün başka bir söylenti ile borsalarda kumar oynayanlara ya eşsiz fırsatlar yaratıyor ya da mezarlarını kazıyor.

IMF 2009 için küresel ekonominin binde 5 büyüyeceğini öngördü ama Türkiye’nin yüzde 1,5 küçüleceği yönünde bir tahmin yaptı. Raporda G-20’lerin sağlayacakları büyümenin binde 2 ile yüzde 3,3 arasında değişeceği belirtiliyor.

G-20’nin 19’u ile ilgili verileri ve tahminleri okuduğumuz listede sadece Türkiye’nin karşısında “sıfır” yazıyor. Bu sıfır, tedbir yok, bilgi yok anlamına geliyor.

Başbakan ve kurmayları, sanayi üretim endeksindeki vahim düşüşü, buna karşılık tüketici kredileri ile kredi kartı borçluları arasında takibe uğrayanların sayısındaki korkutucu tırmanışı görmüyor mu?

Sendikacıların dört ayda 500 bin kişinin işlerini kaybettiği feryadını duymuyor mu?

Sosyal deprem ikazı

G-20 Zirvesi bizim için koruyucu bir fırsat olabilirdi.

Ama belli oluyor ki Başbakanımız, gözleri ve aklı havada, hayallere dalarak dersi kaynatan haylaz öğrenciler gibi davranmış ve bu imkândan yararlanamamış.

Peki yanındaki uzmanlar niye uyarı görevlerini yerine getirmediler?

Başbakan’ın öfkesinden korktularsa eğer daha korkutucu bir depremin davetiyesini çıkarmışlar demektir.

Seçimde kazanılacak birkaç puan fazla oyun ülkeye maliyeti doğru hesap edilmelidir.

Öfkeli ve nefret dolu bağırmalarla ve yığınları kutuplaştırıp yoksulları sadakaya bağlayarak gidilecek mesafe sınırlıdır.

Toplumsal barışın korunması, çalışarak yaşamaya alışmış onurlu insanların dayanma gücü ile sınırlıdır.

Sosyal devlet sadaka dağıtan değil, vatandaşına onuru ile yaşamasını sağlayacak işi, istihdamı yaratan devlettir.

Ekonomik kriz, bu insanlar için sinir krizine dönüşmesin.

İktidar bugün alınacak tedbirleri, seçim var diye ertelemesin!

DİĞER YENİ YAZILAR