Avrupa Birliği nereye gidiyor; biz ne yapacağız?
Soruyu kendi hesabımıza sorarken "Biz ne olacağız?" diye formüle etmek belki daha doğru olacaktır..
Sözü uzatmadan kanaatimizi söyleyelim: Fransa ve Hollanda'daki referandumlarından çıkan "Anayasaya hayır" kararları söylendiği gibi Avrupa Birleşik Devletleri hedefinin çökmesi, siyasi birliğin hayal olması değildir.
Küresel gelişmeler AB'yi bir seçenek değil mecburiyet yaptı.
Avrupa geleceğin dünyasında pay ve söz sahibi olacaksa "ekonomi ve hukuk birliği" niteliğini aşan siyasi bir blok bütünlüğü kazanmak zorundadır.
Yani anayasa referandumundan kaynaklanan zorluklar aşılacaktır. Çünkü hiçbir zorluk, AB'nin kurgulanmış rolünü tehlikeye sokacak kadar önemli olamaz.
Gerçekçi tahlil
Türkiye'deki AB karşıtlarının "Kendimizi bu kadar paralamamıza gerek yok. Biz üye olana kadar AB diye bir şey kalmayacak" sözleri palavradır.
Bu palavranın amacı AB'ye uyum sürecinin heyecanını söndürmek, Türkiye'yi üyelik hakkını talep eden iddiadan vazgeçirmektir.
AB Zirvesi'nde Fransa'nın "Romanya ve Bulgaristan'ı alalım, ama sonrasını tartışmaya açmalıyız" demesi tatsız, hatta tiksindiricidir. Yalnız şu da var:
AB'yi sadece "Türkiye'yi istemeyen toplumlar" dan ibaret saymamak gerekiyor.
Zirve, Türkiye'ye yönelik taahhüdün yerine getirilmesi gerektiğini savunan ülkelerin daha büyük çoğunluk oluşturduğunu göstermiştir.
Evet, hareket alanımız daraldı ama 3 Ekim'de yine de müzakerelere başlayacağız. Bizim ulus ve hükümet olarak motivasyonumuz, dışımızda üreyen muhalefetten daha önemlidir. Çünkü başanyı bizim ilerleme kararlılığımız belirleyecektir.
Son zamanlardaki en gerçekçi tahlili Alman SPD'yi Avrupa Parlamentosu'nda temsil eden Türk işadamı Vural Öger yaptı:
İlerleten hayal
"Tam üyeliğin 2014'ten önce olamayacağı belli. Almanya'da Merkel, Fransa'da Sarkozy gelecek diye Türkiye boşuna telâş yaşıyor. 2014'e kadar iki ülkede de ikişer seçim daha yaşanır.. Ayırca 25 ülkenin Türkiye'ye verdiği bir söz var. İktidarlar değişebilir ama devletler verilen sözün arkasında dururlar."
Önümüzde basit ve kolay bir seçim var:
Ya "Demokratik geleceğimiz Avrupa'dır" deyip AB kalitelerini hayatımıza kazandıracak yolda "başkalarına değil kendimize iyilik" ettiğimizi bilerek ilerleyeceğiz...
Veya bizi istemeyenlere kızıp kendimize, geleceğimize, çocuklarımıza zarar vereceğiz.
İkinci tercihin yandaşlarını, kendini çatıdan atıp atmama kararsızlığı yaşayan birini, aşağıda toplanan kalabalık arasından "Atla.. Atla.." diye etkilemeye çalışan tiplere benzetiyorum.
Türkiye Avrupa Birliği hayalinden asla kopmamalıdır!
Boşa telâş!
Avrupa Birliği nereye gidiyor; biz ne yapacağız?
Haberin Devamı

