Bülent Arınç AKP’nin kurucusu olarak bakanlık koltuğuna ilk günden oturabilirdi.
Belli ki zor günler için saklanmıştır.
İktidarlar zamanla kirlenirler. Ama AKP biraz hızlı kirlendi. Partide etkin zümrenin zengin olma özlemi ve hırsı vadeyi kısalttı.
Eski hükümetlere yönelik yolsuzluk tepkisi AKP’yi inanılmaz bir zafere taşımıştır. Anlaşılıyor ki getiren sebepler şimdi süpürüp götürecek sebepler olarak iktidarın altını oyuyor.
Eski Meclis Başkanı Arınç’ın parti vicdanını temsil eden ve ahlâki erdemleri savunan bir ağabey olarak Başbakan Yardımcısı koltuğuna oturtulması akılcı bir seçimdi.
Ama Arınç ilk sınavında zedelenmiştir. Yaptığı işin çözüme yönelik iyi niyet adımı olmadığı, altında şova dönük kurnazlık yattığı erken ortaya çıkmıştır.
Haber Türk TV’ye verdiği mülâkatta Arınç’ın, Deniz Feneri davasındaki “asıl failler” arasında adı geçen RTÜK Başkanı Zahid Akman’ı istifaya davet ettiğini ve kabul ettirdiğini söylemesi ilgi ve memnuniyet uyandırdı.
Ne kadar lütufkâr...
Anlattığına göre Arınç, Zahid Akman’a “Halk nazarında RTÜK Başkanı ile ilgili olarak kurulan Deniz Feneri bağlantısı”nın hükümeti yıprattığı gibi şimdi RTÜK’ten sorumlu Başbakan Yardımcısı sıfatıyla kendisini de yıpratabileceğini belirterek “görevinizden ayrılmanızı istiyorum” demiş ve şu karşılığı almıştır:
“Ben de aynı kanaatteyim. Görev sürem bittiğinde tekrar aday olmayacağım ve başkanlıktan ayrılacağım.”
Medyada bu olayı “Arınç’ın ilk bombası” diye yüceltenler oldu.
Hakkında yığınla suçlama bulunduğu halde delilleri karartacak bir mevkide aylardan beri direnen Akman, şimdi TV yayınlarının kamu otoritesi olan kuruma veda mı etmiştir? Hayır...
Temmuzda üçüncü kez başkanlığa aday olmayacak ama kuruldaki üyeliği 2013 yılına kadar sürecektir.
Nesi bomba bunun?
Bir patlama yoktur; ancak bir maytap parlamasından söz edilebilir.
Sokak deyimi ile iktidar “maytap geçmek” yoluyla Deniz Feneri rezaletindeki vebalini karambola getirmeye çalışmaktadır. Ama bu merhamet soygunculuğu topluma mal olmuş, muhalefet dava üstünde uzmanlaşmıştır.
Akman’ın kozu ne?
İktidarın da parmak izlerinin bulunduğu bir suç örgütlenmesi Alman yargısı sayesinde ortaya çıkmıştır ve artık asıl failler yargılanıp hüküm giymedikçe kamuoyu tatmin olmayacaktır.
Kurnazlık bu aşamadan sonra ancak itibar kaybettirir.
İngiltere parlamentosu, bazı üyelerin küçük hırsızlıkları nedeniyle deprem geçiriyor. Parlamento başkanının istifa etmesi yetmedi kamuoyu Kraliçe’nin meclisi feshetmesi için bastırıyor.
Bizim önümüzde şu an Alman tarihinin en büyük dolandırıcılık olayı duruyor. Kahramanları Türk olan bu rezaletin Ankara ucunda ağır şekilde suçlanan kişiler var. Ve bunlardan biri kamu görevlisi.
Delilleri karartmasına yeterinden fazla zaman tanınan bu kişiye -hangi kozları elinde tutuyorsa- aylardan beri kimse dokunamıyor.
İktidar onu RTÜK Başkanlığı’ndan vazgeçmeye -o da dönemini bitirdikten sonra- razı ettiği için takdir bekliyor.
Oysa o kurulda oy kullanan bir üye olarak kalması, iktidar için züldür, acizliktir.
Arınç’a ve iktidara “bravo” demek yerine istedikleri halde Zahid Akman’dan kurtulmalarını önleyen sebep nedir; onu aramak gerekir!
Bomba değil maytaptır bu!
Haberin Devamı

