Türkiye’nin yeni dış politika yönelişleri her gün Batı’nın büyük gazetelerine konu oluyor.
Bölgemizde oluşan yeni dengelerin talepleri ile AKP iktidarının hayal ettiği roller, gerçekten de dikkat çekici biçimde örtüşüyor.
Ankara’da siyaset oluşturanlar Türkiye’ye bölgesel güç etkinliği kazandırmak yolundaki fırsatları bazen taşıdıkları tehlikelere bile aldırmadan sonuna kadar kullanıyorlar.
Batı medyası bu hamleleri çoğunlukla teşvik ediyor. Nitekim New York Times dün bu yeni durumu Osmanlı’nın ve İslâmi Rönesans’ın yankılanması olarak selâmlayan bir makale yayınladı.
Irak’taki Sünni egemenliğinin yıkılması sayesinde İran’ın üstün güç olarak yükselişine karşı Türkiye’nin ılımlı bir denge unsuru, daha doğrusu tercihe lâyık bir alternatif haline gelmesi elbette Amerika’nın ve Batı dünyasının isteyeceği bir şeydir.
Böyle önemli bir rolü başarı ile oynaması Türkiye’nin önemini arttıracağı için AB katındaki pozisyonunu da dramatik biçimde düzeltecektir.
Faturası ne olacak?
Buradaki önemli soru Türkiye’nin İslâm dünyası liderliğini hak etmek için demokratik laik kimliğinden ne fedakârlığa katlanacağıdır?
Çünkü ölçü kaçırıldığı anda Türkiye ayırıcı farkını yitirecektir.
Özgür dünyadan uzaklaşmak, lider ülke olmanın bedeli olmamalıdır.
Bu cazip çerçeveyi AKP iktidarı Müslüman diktatörlüklerle yakınlaşarak ve İsrail’le ilişkileri bozmaya devam ederek dolduramaz.
Bölgesel güç tacını hak etmenin birinci koşulu ülke içinde ve dışında herkese güven vermektir.
Bunun şartı ise Türkiye’nin alternatiflerine asıl farkını demokrasisi ile koymasıdır.
Çağdaş demokrasiler hukukun üstünlüğüne dayalı bir ahlâk rayına oturttular yaşamlarını. Oysa biz “kanun devleti” bile değiliz hâlâ..
Demokrasi yoksa yok!
Türkiye’de iktidarı ele geçiren parti ve yöneticileri devletin gücünü hukuk dışı ve ahlâk dışı kullanabiliyor.
İşte Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi’nin başına getirilen yeni rektör...
Cumhurbaşkanı Gül, üniversitesinde 334 oy alan başarılı rektörü yeniden atamıyor, YÖK’ün aklına uyarak 96 oy alan adayı rektör yapıyor.
Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde ise YÖK, öğretim üyelerinden 60’ının oyunu alan adayı değil 9 oyda kalan adayı dekanlığa getiriyor.
AKP iktidarı garip ama Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce yaptığı bir itirafı yani “demokrasi bizim için araçtır” söylemini doğrular biçimde davranmaya devam ediyor.
O yüzden insanlar telefonlarının dinlendiği korkusu içinde yaşıyor, övgü ve saygıya lâyık pek çok insan neyle suçlandıklarını dahi bilmeden hapislerde çürüyor.
Bu kafayla yönetilen bir ülke bölgesel güç olabilir mi?
Olamaz!
Bölgesel güç böyle olunmaz
Haberin Devamı

