Bizim özürlü demokrasi...

Haberin Devamı

Başbakan “Paralel yapıyı ilk, 7 Şubat 2012’deki MİT olayında fark ettik” demişti.

Özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya o gün Başbakan’ın İstanbul’da ameliyat olacağı saatlerde MİT Müsteşarı’nı ifade vermeye çağırdı.

Fidan ve çalışma arkadaşlarını Oslo’da PKK ile yapılan görüşmeler nedeniyle suçluyordu.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan daveti alınca hemen Başbakan Erdoğan’ı aradı. Ancak ulaşamadı.

Sonra Cumhurbaşkanı Gül’ün görüşünü öğrenmek istedi.

Gül “Bence ifadenizi verin” tavsiyesinde bulundu.

Haberi veren T24’e göre ameliyat nedeniyle Başbakan narkozlu olacaktı.

Ama o arada sebebi henüz çözülemeyen bir şey oldu: Ameliyat saati değişti. Başbakan MİT Müsteşarı’nın telefonuna döndü ve ona “Gitme” dedi.

Bu kritik karar değişikliğinde güvenlik endişelerinin rol oynadığı söyleniyor.

Dün, Cumhurbaşkanı Gül’ün Fidan’a “git değil gitme” dediğine dair bir basın açıklaması yapıldı.

Ameliyat saatini ileri almak ne kazandırdı; buna açık cevap veren yok.

Ama o tarihten sonra devlet aygıtında gerçekleştirilen radikal değişiklikler hukukun üstünlüğüne saygıyı ön planda tutan anlayışın eskisi kadar itibar görmemeye başladığını anlatıyor.

O başlangıç neler getirdi?

Fidan’la görüşmesinden sonra Başbakan, hasta yatağından hemen bir yasa teklifi hazırlattı.

MİT görevlilerinin ifadesinin alınması Başbakan’ın iznine bağlanıyordu.

Teklif hızla yasalaştı.

MİT’çiler ifade vermeye gitmedi.

Ve Meclis’in yasama faaliyeti o günden bugüne dikta rejimi inşa eden bir acelecilik içinde gelişti.

İşte HSYK Kanunu.. Yargının kalbi sayılan bu kurum Adalet Bakanlığı’na bağlı bir resmi daire durumuna düşecek, yani adalet eskisinden daha zor bulunur bir değer olacak, MİT Kanunu demir perdeyi bizde hortlatacaktır. Korku budur.

İktidar sözcüleri, böyle bir algıyı, muhalif çevrelerin kasıtlı olarak ürettiğini iddia ediyor.

Hayır, bunun kabahati iktidara aittir. AKP’nin hükümet etme anlayışı demokratik değil.

En önemli yasaları kamuoyunu ve hatta Meclis’i saf dışı bırakarak çıkarmak iktidarın kolayına gidiyor . Ama bu durum, olan biteni toplumun kavramasını zorlaştırıyor.

Medya ve üniversiteler demokrasilerin zenginliğidir.

Bizdekiler ruhsuz ve dilsiz!

Yazamayan gazeteciler, bildiğini söyleyemeyen bilim adamları...

DİĞER YENİ YAZILAR