Bize düşman lâzım değil

Haberin Devamı

Bize düşman gerekmez; ne kadar gerekiyorsa kendi elimizle, kendi çabamızla biz üretebiliriz.

Bu sözü abartılı bulurdum eskiden. Ama artık öyle düşünmüyorum.

PKK’nın içini bilenler, terör örgütünün her yıl milyonlarca dolarlık uyuşturucu gelirinden vazgeçmeye nasıl razı olacağını merak ediyorlar.

Yıllarca hükümetler terör örgütü ile etkili bir mücadelenin ancak gelir kaynaklarını kurutarak gerçekleşeceğini masa başında tespit ettiler ama bu düşünceyi hayata geçiremediler.

Dünkü gazetenin manşeti terörle mücadelede gecikmiş bir aşamayı haber veriyordu.

Batı’nın acıklı çelişkisi

Türkiye’de esrarın hammaddesi olan Hint kenevirinin üçte ikisini yetiştiren Lice ve çevresine yönelik büyük çaplı operasyon sonunda uyuşturucu kaçakçılığına onarılması olanaksız bir darbe vurulduğu, terör örgütüne 300 milyon liradan fazla kayıp verdirildiği bildiriliyordu.

Ülkeyi yönetenler uyuşturucu operasyonlarının bu çapta ve sıklıkla niçin gerçekleştirilmediğini anlatmak zorundadırlar.

Bu esrar PKK eliyle Batı’ya gidiyor, acıklı bir çelişkiye konu oluyordu. Avrupalı ve Amerikalı siyasetçiler PKK’yı korumaktan vazgeçmediler. Çocuklarını uyuşturucu ile zehirleyen terör örgütünü hep korudular.

Taksim Gezi Parkı krizi Türkiye’yi bir ayı aşkın bir zamandır insan hakları ihlâlleri ile ilgili kötülükler vitrininde teşhir ettirdi. Ülkedeki şiddet potansiyeli kutuplaşmaların artması için pusuda bekliyor.

Şiddet sahnesine palalı ilkellerin çıkması, korkudan daha az olmayan bir utanma duygusu yaratmaktadır.

Bugünün dünyasında palalı vahşilere muhatap olmaktan daha ağır bir aşağılanma az bulunur.

Biber gazı etkisi..

Halk her gün gitgide daha yakıcı bir şekilde adalet hasreti çekmektedir. Kim bilir hangi melânetin korkutucu figürü olan palalı adama karşı mahkeme vatandaşı korumamıştır.

Palalı adam dışarıda özgür dolaşırken, çoğu sahte deliller ve gizli tanıklarla sanık yapılan yüzlerce değerli insan, esir kampı şartlarında beşinci yıllarını doldurmaktadır.

Anayasa Mahkemesi bu adaletsizliği aşmaları için hâkimlere yol göstermektedir ama onların da çoğu “intikam meleği” rolünden vazgeçmemektedir.

Türkiye “inşallah” AB’ye girecektir. O nedenle Türkiye’nin kusuru AB’nin kusuru olmaktadır.

Bir grup Avrupalı parlamenter, Türkiye’ye verilen mali yardımların yerine gitmediğini gerekçe göstererek ödemeyi durdurmak üzere harekete geçmişlerdir.

Çünkü yaşam kalitesini yükseltmek için gönderilen o paralar biber gazına harcanmaktadır!

DİĞER YENİ YAZILAR