Bizden bu kadar

Belli oldu, önümüzdeki bir ayı sinir bozuklukları ve yürek çarpıntıları içinde geçireceğiz

Haberin Devamı

Belli oldu, önümüzdeki bir ayı sinir bozuklukları ve yürek çarpıntıları içinde geçireceğiz.

Avrupa kriterleri diye yücelttiğimiz değerlerin yerlerde sürüklendiğini görebiliriz. Ama siyasetçi egoizminden kaynaklanan durumlar o değerlerden bizi soğutmasın.

Ortada bir kötü niyet varsa kaynağını aramalıyız. Pire için yorgan yakmak, unutmayalım ki karşıtlarımızın bizi getirmeye çalıştıkları patlama noktasıdır.

Financial Times Gazetesi'nin yazdığı gibi Kıbrıs'la ilgili asıl sorumluluk AB'ye aittir.

Birliğin geleneği, sınır ihtilâfı olan ülkeyi üye almamaktır. Ama BM'nin çözüm çabalarının sonucunu beklemeden, üstelik Annan Planı'nı reddetmesine rağmen Güney Kıbrıs'ı AB'ye aldılar.

Haksızlığı dengelemek için Türkiye'ye sözde bir taviz verdiler:

"Sizinle 3 Ekim'de üyelik müzakerelerine başlayacağız. Gümrük Birliği ek protokolünü imzalamanız Rum Yönetimi'ni tanıdığınız anlamına gelmeyecektir. Bunu kabul ediyoruz" dediler. Sonra?.

Kıvırmak var mıydı?
Sonra "Olmaz.. Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımazsanız (yani KKTC'yi harcamazsanız) müzakereler başlamaz" noktasına geldiler.

Fransa Başbakanı Villepin'in yaptığı bu çıkışı Cumhurbaşkanı Chirac da destekleyince büyük bir güven bunalımı ve belirsizlik ortaya çıktı.

Başbakan Erdoğan'ın dün gösterdiği tepki yerindeydi. Erdoğan yeni şart kabul etmeyeceğimizi söylemekle kalmadı, Chirac'ı ahde vefa ihlâli yapmakla da suçladı.

Müzakereleri başlatma karannın verildiği 17 Aralık zirvesi ardından kendisini arayan Chirac'in, Türkiye'den istenenin bir "siyasi tanıma olmadığını", kendisinin de bu konuda Lüksemburg ve Almanya Başbakanları ile AB Komisyonu Başkanı gibi düşündüğünü söylediğini açıklamak zorunda kaldı.

AB eğer hak-hukuk zemininde eşitliğe ve anda, antlaşmaya saygı değerlerine dayanmıyorsa yapılacak bir şey yoktur. Ama biz, inanmak ve savaşmak tarafındayız.

Askerden önce halk
Üyelik müzakerelerinin 3 Ekim'de başlaması kararının son onayı, eylül başında toplanacak olan dışişleri bakanları düzeyindeki AB Konseyi tarafından verilecek.

Bizim pozisyonumuz daha fazla esnemeye elverişli değildir. Denktaş'ın çözüm yanlısı halefi Mehmet Ali Talat bile "Kıbrıs Rum yönetimi tanınırsa Kıbrıs davası tamamen biter" diyor.

Fransa'nın tutumunu ağır şekilde eleştiren Financial Times dün Türkiye'ye hakkını teslim ederken bir hata yapmış: "Kıbrıs'ta taviz verirse Erdoğan hükümeti ordu ile karşı karşıya gelecek ve düşecektir.."

Niye ordu?. Avrupa Türk halkını hor görme huyundan vazgeçmeli artik. Ordu bu ülkenin çobanı değil. Halk haklarını biliyor ve çıkarının nerede olduğunu görüyor.

Böyle bir aşamada daha fazla taviz vermeyi hiçbir TC Hükümeti kabul edemez.

Askerden önce halka anlatamayacağını bildiği için... Askerle değil halkla karşı karşıya geleceği için...

Biz üstümüze düşeni yaptık, top karşı taraftadır.

Türkiye'ye hayır demek artık AB'nin sorunudur, AB'nin sorumluluğudur!

DİĞER YENİ YAZILAR