Bizce başarı

Dileyen karalar bağlasın; biz mutluyuz ve Kopenhag'tan çıkan karara emeği geçenlere şükran duyuyoruz

Haberin Devamı

Dileyen karalar bağlasın; biz mutluyuz ve Kopenhag'tan çıkan karara emeği geçenlere şükran duyuyoruz.
AB üyeliği, görünmeyen bir hedefe doğru kırk yıldır sürdürdüğümüz bir koşu idi.
İçimizde hep oyalanma ve kandırılma duygusu, ne yaparsak yapalım bizi aralarına asla almayacakları korkusu vardı.
Devlet ve hükümet başkanlarının oluşturduğu AB Zirvesi dün Türkiye'ye bir tarih vermiştir. Sonuç bildirgesi net ve açık.
Tuzak yok, lâf cambazlığı yok:
"2004 Aralık ayında toplanacak olan AB Konseyi, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini karşıladığına karar verirse AB Türkiye ile müzakereleri başlatacaktır."
Türkiye yıllardır "AB bize bir tarih versin, önümüzü görelim, varacağımız hedefi bilelim" diyordu.
İşte dün dönüşü olmayan, geri alınamayacak, yeni bahanelerle ertelenemeyecek bir tarih verilmiştir.

Tadını çıkaralım..
"Şartlı tarih verildi" diye bu gerçek çürütülemez, çarpıtılamaz. Çünkü karşılıklı yükümlülükler açıkça saptanmıştır:
Türkiye kriterleri yerine getirecek (hayata geçirecek) AB de müzakereleri başlatacak..
AB kendini bağlamıştır. Gerçekleşme Türkiye'nin iradesine kalmıştır.
Yani "Türkiye'ye kesin bir tarih verilmiyor" iddiası geçerli değildir artık.
Peki Başbakan Gül ile AKP lideri Erdoğan'ın dün ekranlara yansıyan hoşnutsuzlukları ne anlama geliyor?
Bir diplomatın dediği gibi Türkiye çıtayı çok yükseğe koymuş, tarih almakla elde edilen başarı, gereksiz yere gölgelenmiştir.
Türkiye ve AKP iktidarı bu başarının tadını çıkarmalı ve önündeki iki yılı son randevuya hazırlanmak amacında inanç ve güvenle kullanmalıdır.
Şu andaki en acil sorun Rauf Denktaş'ın ikna edilerek Kuzey Kıbrıs'ın da Rum tarafı ile birlikte AB'ye girmesini sağlamaktır.

Denktaş sorunu...
Denktaş'ın direnişi zarar veriyor.
Tarihi bir kavşakta olmasaydık onun 3 Kasım'da Ecevit'i bitiren kaderin benzerini kendi elleriyle örmesini duygusuzca izleyebilirdik.
Ama söz konusu olan Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün geleceğidir.
Hükümet, Kıbrıs'ın bir bütün olarak AB'ye girmesini sağlamak için 28 Şubat'a kadar ne mümkünse yapmalıdır.
AKP iktidarı da 2004'ün avantajlarını düşünerek kendini motive etmelidir.
Önümüzdeki iki yıl, eksiklerin tamamlanıp reformların hayata geçirilmesi yanında çok önemli bir kazanım daha getirecektir.
Daha önce belirttiğimiz gibi, İslamcı kökenden gelen AKP'nin sözündeki çağdaş değişime henüz partinin üst yönetim kadroları sahip çıkıyor. Bunun parti kimliğine mal edilmesi için zaman lâzım.
AB hedefine kenetlenmek, partideki değişimi içselleştirmeye yardımcı olacağı gibi tabandan gelecek radikal talep ve kışkırtmalara karşı da kalkan görevi yapacaktır. Daha ne istiyoruz?

DİĞER YENİ YAZILAR