Dün sabah yine kahırlı bir güne, utanç verici bir felâkete gözlerimizi açtık.
Utanç diyorum çünkü... Deprem bir doğa olayıdır, onu korkunç kılan bizleriz!
Bingöl'de 6.4 büyüklüğünde deprem oldu. Dünyanın hiçbir yerinde bu büyüklükte bir deprem bu kadar can kaybı yaratmaz.
Uygar toplumlar bilimin ve teknolojinin olanakları ile dayanıklı binalar yaparlar, korunurlar.. İlkel toplumlar da paraları ve bilgileri olmadığı için altında ezilecekleri binalara sahip olamazlar.
Türkiye acayip bir ülke..
Burada bilime, yasalara meydan okunur, hırsız müteahhitlerin devlet parasıyla yaptığı binalar insanlara mezar olur.
Bingöl'de 198 öğrencinin altında kaldığı dört katlı Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu dört yıl önce yapılmıştı. Bu büyüklükte bir depremi birkaç çatlakla göğüslemesi gereken binadan kaç masum çocuğun cenazesi çıkacak bilmiyoruz.
Dün kurtarma ekiplerinin enkaz altından çıkardıkları 12 yaşındaki Veysel Dağdelen sedyede gözünü açtıktan sonra okuluna bakıp dehşet içinde babasına şu soruyu sordu:
"Burayı kim yıktı?"
Ben söyleyeyim:
Biz yıktık çocuğum, biz!
Neden İhale Yasası?
Bu ülkeyi uzun yıllar Allah korkusu korudu.
Ama son yıllarda camiler bile depremlere eskisi kadar dayanamıyor. Hırs öylesine gözünü döndürdü ki insanlarımızın camilerin bile demirinden, çimentosundan çalabiliyorlar. Değil ki okuldan çalmasınlar..
Her deprem aynı utanç verici bilançoları çıkarıyorsa hiçbir yetişkin başkasını suçlayamaz. Hepimiz suç ortağıyız!
Yapı denetimini tüm kurum ve kuralları ile işletmeyen iktidarlar.. Rüşvet karşılığı hırsızlığa göz yuman belediyeler.. Deprem mimarisinden habersiz mimarlar, deprem hesabı bilmeyen mühendisler.. Ve bunları yalnız depremlerde hatırlayan medya..
Başbakan Erdoğan'ın dün Bingöl'e gidip devletin bir hırsıza, çocuklara mezar olacağını bile bile yaptırdığı okulu yakından görmesine memnun oldum.
İktidar yeni ihale yasasını delmek için geldiği günden beri uğraşıyor. O hırsızlık anıtı sayesinde Başbakan, akılla göremediği gerçeği belki vicdanının zoruyla görür de Ankara'ya döndüğünde "İhale Yasası'na dokunanı yakarım" der.
Koyun gibi beklemek
Her deprem, İstanbul'un savunmasız olarak beklediği büyük depremi hatırlatıyor..
Uzmanlar dün Bingöl depreminin, beklenen İstanbul depremini tetiklemeyeceğini söylediler.
Ama bu tesellinin hiçbir garantisi yok. Çünkü Marmara'da zamanını bilmediğimiz ve büyüklüğü 7'den az olmayacak bir depremin ihbarını bilim bize yaptı.
"Ağzından yel alsın" laflarıyla önleyemeyiz bunu. Ancak zararlan azaltacak ve direnci artıracak topyekûn hazırlık işe yarayabilir.
İstanbul'daki köprü ve viyadüklerin çürük olduğunu, yaralıları götüreceğimiz hastanelerin bile bu depremde ayakta kalamayacaklarını bir yıl önce öğrendik.
Peki ne yaptık? Hiçbir şey yapmadık. Ama yine de kaygılanmayın siz.. Yeni iktidar hele şu türban işini halletsin, devlet kadrolarını işgal etsin, radikal dinci örgütlerin devlet koruması altına alınmasına itiraz edenleri bir alt etsin, inşallah o işlere de sıra gelecek!
Biz yıktık çocuğum
Dün sabah yine kahırlı bir güne, utanç verici bir felâkete gözlerimizi açtık. Utanç diyorum çünkü... Deprem bir doğa olayıdır, onu korkunç kılan bizleriz!
Haberin Devamı

