Bitsin bu zulüm!

Mektuplar yağmur gibi. Neden bunların yarıdan fazlası İmar Bankası mağdurlarına ait; şimdi daha iyi anlıyorum

Haberin Devamı

Mektuplar yağmur gibi. Neden bunların yarıdan fazlası İmar Bankası mağdurlarına ait; şimdi daha iyi anlıyorum.

Tespitler tamamlanmak üzere. Uzanlar'ın bankasına el koyma kararını vermeden önce iktidar, bu işin faturasını, resmi kayıtlara bakarak 740 trilyon lira olarak tahmin etmişti.

"Ödenmeyecek bir rakam değil" diye düğmeye bastılar. Ama çifte kayıt sahtekârlığının örtüsü kalkınca korkunç bir tablo çıktı:

350 bin vatandaşın İmar Bankası'nda 8,2 katrilyon lira parası yatıyordu!

Daha önemlisi de şu: 30 milyar liranın altında mevduat bulunanların sayısı 315 bin...

Yani devlet ilk aşamada küçük ve orta mevduatları ödeme kararı verse 4,8 katrilyon liralık bir kaynağa ihtiyaç doğacak.

Mevduata devlet garantisini unutup, sabırsızlanan hak sahiplerini Başbakan'ın "paranızı devlet bankalarına yatırsaydınız" diye paylamasının ardında bu faturanın telâşı var.

Sabır taşı çatladı
Bu insanlar böyle bir eleştiriyi hak etmiyor.

Mektuplar gösteriyor ki büyük çoğunluk işsizlik ve geçim sıkıntısı nedeniyle vatını yoğunu paraya çevirmiş ve devlet garantisine güvenerek yüksek faiz veren İmar'a götürüp yatırmış.

Amaçları ayda aldıkları 500 milyon, 1-1,5 milyar faizle yaşam desteği sağlamak.

Üç aydır bu paraları alamıyorlar.

Çoğunun okulda, askerde çocuğu var. Kiminin hastası var. Bakkal, kasap artık veresiye vermiyor. Bu sıkıntılar yetmiyor gibi, kamu otoritesinin sorumluluk duygusundan, saygı ve anlayıştan yoksun sessizliği, ana paralarını dahi kaybedecekleri korkusunu büyütüyor.

Üç yüz binden çok evde milyonu aşkın insanın maddi ve manevi dayanma gücü patlama sınırına gelip dayanmıştır.

Suçlu çocuk gibi
Hükümet bu meselede şeffaf ve hızlı davranamadı. Devlete güven duygusunu tahrip etti. Benzinlikte kibritle oynarken yangın çıkaran yaramaz çocuk şaşkınlığı hâlâ sürüyor. Durum nedir ve bu paralar hangi plana göre ne vadede ödenecek sorusu hâlâ cevapsız.

Teknik ve politik günahlar ne kadar ağır olursa olsun bu paralar ödenecektir. Ödenmek zorundadır. Hükümet, bu kitlesel zulmü daha fazla devam ettirmemelidir.

Evet, 50 milyar olan devlet güvencesini son anda sınırsız hale çeviren kararın sorumluları, devlete çıkan İmar faturasını 2,6 katrilyon lira büyütmüşlerdir.

Bu kararı kim, niçin verdi? Bu sayede kimler korundu, kurtarıldı?

Herhalde hesabı sorulacak, isimler ortaya çıkınca ilişkiler, bir kötü niyet ve kayırma varsa, aydınlatacaktır.

"Karanlığın uzaması, bu hesabın sorulmasını unutturabilir" deniyorsa boşuna.

Bu niyetin yan ürünü zulümdür. Günahsız insanlara yapılan zulmün ahi da cezayı daha acımasız hale getirir!

DİĞER YENİ YAZILAR