Devlet okullarını yönetenler kendilerini savunamamanın sıkıntısını çekiyorlar.
Biri mektubunda şöyle yakınıyordu:
"Sayın Bakan'ın atıp tutmalarına bakmayın, kayıt parası bu değirmenin suyudur. Okulumuzda bine yakın öğrenci, otuza yakın öğretmen var. Bütün idari işleri bir memur, temizlik işlerini bir hademe yapabilir mi? Yapamaz ama kadro bu.. Devlet yakacak tahsis ettiğinde bile kapımıza bırakmaz. Biri telefon açar 'Kömürünüz geldi, Haydarpaşa'dan aldırın' der. Hangi sihirbaz parasız döndürebilir bu çarkı?"
VATAN muhabirlerinin, sürülme korkusu ile konuşamayan okul yöneticileri çevresinden, kimlikleri gizli tutulacak vaadi ile elde ettikleri bilgiler şu gerçeği ortaya koyuyor:
İl özel idareleri okul yönetimlerine zorunlu harcamalarını karşılamak üzere komik miktarda para gönderiyor.
Okullar, velilerinden ötürü en büyük oy deposudur. O nedenle Başbakan ve Bakan halkın önünde "kayıt parası alınmayacak" diye kükrerler. Fakat gönderdikleri paralarla bir aylık tuvalet kâğıdı masrafının bile karşılanamayacağını söyleyen yöneticilerle baş başa kaldıklarında farklı ses verirler:
- Bildiğiniz gibi yapın!
Kayıt parası ödemeyen velilerin çocukları için "gariban sınıfı" açan okul müdürü manşetlere çıktığı gün Bakan Çelik demişti ya:
- Eğitimde birinci mevki, ikinci mevki olmaz.
Bunu kabul edemem!
Samimi olsun ve kabul etsin.
Çünkü eğitimde birinci ve ikinci mevki maalesef vardır. Hatta en arkada bir "müşkül mevki" bile var.
Siyasetçilerin suç üstü yakalandıklarında günah keçisi olarak taşlattıkları okul yöneticileri işte o vagona biniyor!
Bu ayıplı oyun bitsin artık.
İktidar ya dediğini yapıp kayıt parası toplanmasını kesin olarak önlesin veya bedava kitap dağıtma fiyakasından vazgeçip bağışları resmileştirsin.
Okuluna ve velisine göre farklı bağış haraçtır; yolsuzluğa, haksızlığa çok açıktır.
Haraç ile devlet yan yana gelmez!
Başbakan'ı yormayın
Tecrübesi geliştikçe Başbakan, siyasi kavramlara yeni tanımlar üretiyor.
Algılama kabiliyeti kıt insanları dahi, iyi bir ilkokul öğretmeni gibi aydınlatabiliyor!
Irak Devlet Başkanı Talabani ile aralarında geçtiği söylenen diyalogu unutamayız.
Talabani "Tutuklu bir terör örgütü elebaşının hücreden talimat vermesine nasıl izin veriyorsunuz?" diye soruyor.
Erdoğan da tarihi cevabını veriyor:
- İşte demokrasi budur!
Başbakan dün Rize'de farklı ama yine çok net bir mesaj verdi:
- Herkes tilkilik peşinde.. Dün farklı hortumcular vardı, şimdi farklı hortumcular var. Hepsini ayaklarımızın altına alacağız.
Boş bulunup "Ne demek bu?" diye ayağa fırlamayın hemen.
Anlayın işte...
Bu da hukuk devleti!
Bitsin bu oyun!
Devlet okullarını yönetenler kendilerini savunamamanın sıkıntısını çekiyorlar
Haberin Devamı

