Bitsin bu çile..

Cinayetten sabıkamız var. Bir ihtilâl yönetimi, ısmarlama bir mahkemede yargıladığı "sevgili bir başbakan"ı darağacına çıkarıp öldürmüştür

Haberin Devamı

Cinayetten sabıkamız var. Bir ihtilâl yönetimi, ısmarlama bir mahkemede yargıladığı "sevgili bir başbakan"ı darağacına çıkarıp öldürmüştür.

Adnan Menderes, hiçbir eşitinin erişemediği sevgi ve bağlılığı bu halktan görmüş bir siyasi liderdi. Ama halkla kurduğu duygusal bağ onu hiçbir seçilmişe reva görülmeyecek o meşum ölümden kurtaramadı.

Daha kötüsü şuydu ki öldürüldüğü gün bu ülkede, haksızlığa tepki olarak bir cam bile kırılmadı! Öldüren öldürdüğü, ölen öldüğü ile kaldı.

Bu ayıbın utancı ve içimize çöken vicdan azabı kırk yılı aşkın bir zamandır büyüyerek sürüyor. Menderes'i her fırsatta efsane kahramanlarının rütbesine yükselterek borcumuzu ödemeye, acımızı tazeleyerek kendimizi affettirmeye çalışıyoruz.

Hatıra ile karışık..
Eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel'in geçen gün yazdığı Menderes'le ilgili bir anısına, aynı duygularla atladık. Medya günlerden beri Menderes'in faziletini anlatmak için dönüp dönüp bu hikâyeyi tekrarlıyor.

Erçel 28 yıl önce Hazine binasındaki bir odada çalışırken, arkadaşlarıyla pek merak ettikleri dev kasayı açtırmışlar. İçinden değerli olmayan bir kol saati ve Menderes'in el yazısı ile kaleme alıp imzaladığı bir belge çıkmış. Menderes'in o belgede yazdığı şuymuş: "Bana hediye edilen saati saklanması kaydıyla emanete bırakıyorum."

Tabii bu öykünün ballandıra ballandıra tekrarlanması sadece Menderes'e yönelik bir günah çıkarma değil, aynı zamanda iyi bir örneğin kıymetini bilmeyen toplumlara kaderin ne oyunlar ettiği dersini parlatma çabası da taşıyor.

Çünkü bugün ülkeyi, hediye almayı seven bir başbakan yönetiyor ve bu başbakan, son olarak aldığı iki kıymetli hediyeden birini iade etmeye, ötekini de devlet envanterine kaydettirmeye toplumun ve medyanın baskıları sayesinde ikna edilmiştir.

Sağlama bağlamak
Doğru yolu seçen siyasetçilere bile bedel ödetmekten sadistçe zevk alan bir alışkanlığa sahibiz.

Meselâ milletçe soyulduğumuzu bilmenin bugünkü kötümserlik ve şüpheciliği kırk yıl önce geçerli olsaydı pek âlâ Menderes de nahoş sorulara muhatap olabilirdi:

"Emanet kasasından değersiz bir saat çıktı. Başbakan on yıldır başka hediye almadı mı? Değerli olanlar nereye gitti? Çocuk mu kandırıyorlar?"

Bir ülkede yolsuzluğu açgözlülük üretir. Bu hastalığı siyaset hayatından silip süpürmekte elbet örnek davranışların gelenek haline getirilmesi önemlidir. Ama bireyler geçici, devlet süreklidir. Güzel alışkanlıkları kural haline getirerek yasaların güvencesine bağlamak en emin yoldur.

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması, siyasi etik yasasının daha fazla gecikmeden çıkarılması artık sağlanmalıdır.

Bütün demokrasiler, kamu görevi yapan seçilmiş ve atanmışları, servetlerinin hesabını her an verebilmenin sorumluluğu altına sokuyor.

AB'ye gireceğiz deyip demokrasiye direnmenin artık hiçbir özrü ve mazereti kalmamıştır.

Özürler, pişmanlıklar ve bireysel fazilet gösterileri ile ömür ve itibar tüketmekten bıkmadık mı?

DİĞER YENİ YAZILAR