Bono mağdurlarının umutsuzluk zindanında çektiği acılar bir yılını doldurdu.
Aileleriyle birlikte yüz bin insan..
Onlardan gelen her mektup, iktidar gücünü adaletli kullanmayan yönetimlerin toplumda ne büyük yıkımlar yaratabildiğini anlatan birer ibret belgesi gibi.
Bir hükümet, tasarrufunu hazine bonosuna yatıran vatandaşına böyle bir zulmü reva görür mü?
İmar Bankası'na el koyan iktidar, hiç mecburiyeti yokken 50 milyarlık garanti sınırını kaldırdı, ticari mevduatı garanti kapsamına aldı ve devleti fazladan katrilyonlarca lira borca soktu.
Neden? Cevabı yok..
Fakat bu bankanın sattığı bonoların paralarını ödememeye karar verdi.
İdare, kendi kusurundan doğan zararları ödemekle yükümlü değil mi?
İktidar kimleri korumak ve kurtarmak için 50 milyarlık sınırı kaldırdı ve ticari mevduatları garanti kapsamına aldı?
Hazine bonosu paralarını ödememe kararı, kimleri, hangi nedenle cezalandırma niyetinin zalimliği idi?
"Allah korkusu" taşımanın sağladığı asgari adalet garantisi ile övünen iktidara hangi lânetli niyet o korkunun üstüne çıkıp bu günahı işletti?
Aylardır soruyoruz. Ama ne iktidar ses veriyor, ne muhalefet görevini yapıyor.
Karmaşık çıkar ilişkileri ile kirli, lânetli bir günah yumağı var önümüzde..
Başbakan Yardımcısı Şener "Ödeme için kanun çıkması gerekir. Meclisin uzlaşması lâzım" dedi.
Daha samimiyetsiz bir açıklama olamaz. Bono olayındaki suçluların sıraya konulmaları için mahkeme kararı beklenebilir. Ama mağduru görmek için beklemek gerekmiyor. Haklarını teslim etmek için beklemek hem suçtur, hem günahtır.
İktidar, kendine bir pişmanlık kapısı açıp bu vebalden kurtulmalıdır.
Bu haksızlık sadece yüz bin insanın haysiyetini ve yaşama direncini kırmıyor, AKP'ye iktidar gücünü adaletsiz kullanmanın suçlu gömleğini de giydiriyor.
İyi, kötü ve çirkin..
Başbakan'ın imam hatip velilerini tepki koymamaları nedeniyle eleştiren sözleri kafaları karıştırdı.
Çünkü Eğitim-Sen Başkanı'nın dediği gibi birkaç gün önce YÖK yasasına sahip çıkmadıkları için yandaşlarını suçlayan Tayyip Erdoğan NATO Zirvesi'ne yönelik protestoları beyhude çabalar diye eleştirmişti.
Bu çelişkiden ne çıkıyor?
Halk ne istiyor, ne istemiyor; iktidar bunlarla ilgili değildir. Önemli olan iktidarın kendi gündemidir.
Amacına uygun sokak gösterisi makbul, ters düşenler ise mekruhtur.
İyi ki AB üyesi olma rüyasının denetlediği bir hat üzerinde ilerliyoruz!
Bitsin bu çile!
Bono mağdurlarının umutsuzluk zindanında çektiği acılar bir yılını doldurdu
Haberin Devamı

