Asker hiçbir siyasi tartışmanın tarafı durumuna düşmemeliydi; maalesef büyüklerimiz bunu da başardılar!
Oysa tarafların kötü sözler etmeden önce yutkunmalarını gerektirecek bir sebep vardı:
Şehit kanları üstünden siyaset yapmanın günahından ve halkın gazabından sakınmak...
Kimse dikkat etmedi.
Şimdi daha iyi anlaşılıyor: Muhalefet Kuzey Irak harekâtının puanı iktidar partisine yazılmasın diye “Amerika’nın baskısı ile operasyonu hedefine ulaşmadan sonlandırdık” iddiasını ortaya attı.
ABD Başkanı Bush’un ve Savunma Bakanı Gates’in açıklamaları zaten bu şüpheyi kamuoyunda yaygın hale getirmişti.
Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın ilk hatası, CHP lideri Baykal’ı “Görevi siz mi verdiniz ki yarım kaldı diyorsunuz” sözleriyle doğrudan muhatap almak oldu.
Bunun yerine medyayı Genelkurmay’a davet etmeden önce muhalefet liderlerinin tereddütlerini gidermeyi tercih etseydi büyük ihtimalle tatsızlık bu noktaya varmayacaktı.
Haksız bir niteleme
Baykal ile Bahçeli’nin düştüğü yanlış “Amerika çekil dedi, çekildiler” iddiasında direnmek olmuştur.
Ordunun en yüksek komutanı öyle olmadığını kanıtlamak için “İspat etsinler, üniformamı çıkarırım” demişse siyasi liderlere düşen, bu iddialı söze itibar etmektir, hiç değilse kuruma saygı adına iki gün susmak, komutanı çürütecek bir kanıt bulmadan yeni suçlama üretmemektir.
Yedeği olmayan kurumları sakınmak hepimizin sorumluluğudur.
Büyükanıt’ın yanlışları devam etti.
Muhalefetin gündeme getirdiği soruları “saldırı” saymakla yetinmeyip “Bu saldırılar TSK’nın terörle mücadele azmine hainlerden daha fazla zarar vermektedir” demesi kurşun yarası gibi...
Hainlerden daha fazla zarar vermek için daha büyük hain olmak gerekir.
Deniz Baykal ve Bahçeli’ye böyle bir suçlama reva görülebilir mi? Hiçbir özgür vicdan bunu kabul etmez, edemez.
Bu şüphe haklı mı?
Ama muhalefet liderleri de lâf altında kalmayacağım diye Genelkurmay Başkanı’nı hedef almayı sürdürmemeli.
Dün CHP ve MHP Genelkurmay’dan salı gecesi yapılan yazılı açıklamaya yazılı cevaplar verdiler. Açıklamayı yazılı yapmak iyi bir gelişmedir. Taraflar hiç değilse bu şekilde ağızlarından çıkanı kontrol edebilirler. Ama CHP’nin açıklaması, yazılı açıklamanın bile 24 saat bekletilmesi gerektiğini düşündürüyor.
Çünkü CHP, muhataplarının Başbakan Erdoğan olduğunu, Orgeneral Büyükanıt’ın “araya girmek için özel bir gayret” sergilediğini iddia ediyor.
MHP’nin açıklaması ile birlikte değerlendirdiğinizde “Komutan kendini ve kurumunu riske atmak pahasına siyasi iktidarı muhalefete karşı koruyor” iddiası ortaya çıkıyor.
Aynı gemideyiz...
Eğer bu iddiada gerçek payı varsa, muhalefet liderleri açısından da bozgun ağırlığında bir başarısızlık söz konusudur.
Bu bir algı bile olsa, ancak büyük bir basiretsizlik böyle bir kuruntu yaratabilir.
Tartışmanın tarafları aynı kaderin ortakları olduklarını unutmamalıdırlar. Bu tatsızlık bitmeli, “lâf oturtma şehveti” ile rejimin güvenliğini zayıflatacak yaralar açılmamalıdır.
CHP’nin dünkü açıklaması “CHP ‘Manzara-i Umumiye’yi tarih penceresinden ibretle seyretmektedir” cümlesiyle bitiyordu.
“Manzara-i Umumiye” Atatürk’ün Nutuk’unda geçen bir deyimdir.
Bu açıklamayı kaleme alanlar askerlere “CHP Atatürk’ün kurduğu bir partidir, unutmayın” demek için Nutuk’a atıf yapıyorlarsa kendileri de şunu unutmamalı:
Bu ordu da halife sultanın ordusu değil!
Bitirin artık!
Haberin Devamı

