Türkiye'nin AB yolunu açmaya yönelik iradesi artık "topyekûn" diye nitelenecek güce erişmiştir. Hassasiyetlerine ters gelişmeler olduğunda uyan ve eleştirilerini açığa vurmakta duraksamayan askerler son zamanlarda "yanlış anlaşılırım ve AB sürecine zarar veririm" tedbirliliği içinde davranıyorlar. Mesajlarına daha demokratik mecralar bulmaya özen gösteriyorlar. Reformların hayata yansımamasından kaynaklanan önemli bir engel vardı yolumuzda. Nihayet dün o da kalktı.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, DEP'in dört eski milletvekili Leylâ Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan hakkındaki infazı durdurarak tahliyelerine karar verdi. Geçen ay Brüksel'e giden Dışişleri Bakanı Gül, Leylâ Zana davası nedeniyle yöneltilen eleştiriler karşısında, hükümetin "Bu iş keşke bitse de Türkiye kurtulsa" diye düşündüğünü söylemişti.
Hükümetin bu istediği olmuştur. Ve Türkiye'nin hukuk devleti onuruna zarar verilmeden gerçekleşmiştir.
Yargı desteği
DEP milletvekillerinin yeniden yargılanmaları yolu uyum yasaları sayesinde açılmıştı. Ankara 1 No'lu DGM, dört eski DEP milletvekili hakkında on yıl önce verdiği 15'er yıl ağır hapis cezasına ilişkin kararında ısrar etmiş, fakat Yargıtay C. Başsavcılığı'nın talebi ile açılan süreç, dünkü tahliyeleri getirmiştir.
Sonuç Türkiye'nin AB'ye üyelik iradesine yargı kurumunun da katıldığını belli eden çok önemli bir işarettir. Yargı hem olumlu tavrını ortaya koymuş, hem de bağımsızlığına gölge düşürmemiştir. Bu sonucun alınmasında, demokratikleşme adımlarını bilinçli bir sükûnet içinde planlayan Adalet Bakanı Çiçek'in payı büyüktür.
Leylâ Zana ve arkadaşları zaten on yılı aşkın bir süredir hapisti ve bir yıl sonra cezalarını tamamlayacaklardı.
İdamlık suçluları 6 yılda sokağa salan bir düzende terör suçuna bilfiil karışmamış eski DEP milletvekillerinin on yıldır cezaevinde bulunmaları kamu vicdanını rahatsız ediyordu.
Talihin sürprizi
Dünkü tahliyeler toplumun adalet duygusunu tatmin edeceği gibi, Türkiye'nin AB üyeliğine muhalefet eden çevrelerin elindeki son kozu da kıracaktır. Artık önemli olan, bölücü terör döneminin derslerini unutmamak ve iç barışı güçlendirmek için çalışmaktır.
Meclisiyle, yargısıyla, askeriyle Türkiye yeni bir geleceğin yolunda hızla ilerliyor. Ulusal bilinç, saygı gören farklı küfürlerin ayrılık değil bütünleşme sebebi olduğunu kavramıştır.
Dünkü tahliyelerin, Kürtçe radyo ve TV yayınlarının başladığı güne denk gelmesi bile talihin güzel bir sürprizi sayılabilir. Türkiye'nin iyi bir yolda olduğuna inanıyoruz.
Demokrasi ve özgürlük yüzünden acı çekmiş toplum yok. Acıları geride bırakmak için yeteri kadar bedel ödedik ve iyi bir geleceği hak ettik.
Birlikte ileri!
Türkiye'nin AB yolunu açmaya yönelik iradesi artık "topyekûn" diye nitelenecek güce erişmiştir. Hassasiyetlerine ters gelişmeler olduğunda uyan ve eleştirilerini açığa vurmakta duraksamayan askerler son zamanlarda "yanlış anlaşılırım ve AB sürecine zarar veririm" tedbirliliği içinde davranıyorlar
Haberin Devamı

