Birlik ve beraberlik

Haberin Devamı

Şöyle başlar genellikle: “Birlik ve beraberliğe en muhtaç olduğumuz şu günlerde...”

Evet böyle dönemlerde neye ihtiyacımız varsa unutmak, sağlam kalmış değerleri kırıp dökmek, siyasi liderlerimizin adeta hobisi oluyor.

Her salı parti grup toplantılarında sarfedilen sözleri yetişkinler bile yüzleri kızarmadan izleyemezler.

Yakın zamana kadar AKP’nin “muhafazakâr demokrat” bir kimliğe sahip olduğunu söyleyenler herhâlde aceleci davrandıkları için şimdi kendilerini eleştiriyorlardır.

Ne yazık ki AKP’nin üçüncü dönemi, “karşı devrim” diye anılacak kökten değişimlerin zemini olarak kullanıldı.

AKP sözcüleri, parti kararı olduğu şüphesi davet eden bir dikkatle Fatih Sultan Mehmet’i idealize ediyorlar.

“Fatih gençliği”nden söz ediyorlar.

Bu çabaları Atatürk’ü unutturmaya, yerine Fatih’i koymaya dönük bir planın varlığını düşündürmüyor mu?.

Siyasetin ağırlığı Başbakan ile ana muhalefet lideri arasında yaşanıyor.

İki taraf akıl dışı ihanetlerle suçluyorlar birbirlerini.

Dün Başbakan Erdoğan “CHP Genel Başkanı ve bazı arkadaşları boğazlarına kadar çamura batmış durumdalar” dedi.

İki saat bile geçmeden CHP lideri grup kürsüsünden şu suçlamayı yaptı:

“Dünyada kan akan tek yer İslâm coğrafyasıdır. Gırtlağına kadar kana batan kişi de Recep Tayyip Erdoğan’dır!”

Başbakan Erdoğan da dün Hatay’da çok tehlikeli bir oyun oynandığını, siyasi mezhepçilik yapıldığını belirterek CHP liderini istifaya davet etti.

Kılıçdaroğlu da aynı yolu Başbakan’a tavsiye etti.

Ve ikisinin de tam isabetle birleştikleri çözüm “istifa” oldu.

Türkiye’de istekle anılan ama kimseye uymayan bir ayakkabıya benziyor istifa kurumu.

Çok kullanılan ihanet sözcüğü eskidi, çürüdü.

Tayyip Erdoğan da Kılıçdaroğlu da söylemlerini ve söyleyiş biçimlerini değiştirmeliler artık.

Ülkemiz savaş riski altındadır.

Böyle bir zamanda birbirimizi suçlayıp yaralayarak elde edeceğimiz tatminler onur verici olamaz.

Rakı ile evde tek başına

Başbakan, alkolle ilgili düzenlemenin kimsenin yaşam tarzına müdahale olmadığını tekrarlayıp duruyor.

Mesela dün bakış açısına itiraz edenleri art niyetli olmakla suçladı. Yol da gösterdi:

“İçeceksen alkolünü al, git evinde iç. Gene git ne içeceksen gene iç!”

Başbakan alkolü büyük bir günahın sebebi bilerek yetişmiş.

İçenlerin tümünün bağımlı olduğunu sanıyor.

Aslolan şeyin muhabbet olduğunu, rakının bahane olduğunu bilmiyor!

DİĞER YENİ YAZILAR